Laboratuvar Yöntemleri

Androloji Laboratuvarı

Anasayfa / Androloji Laboratuvarı

Memorial Hastanesi Tüp Bebek Bölümünde Semen Analizi Laboratuarı ve Androloji Laboratuarı olmak üzere iki ayrı birim bulunmaktadır.

Semen Analizi

Memorial Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Androloji Laboratuarı gelişmiş teknik olanakları ve deneyimli biyologları ile semen örneğini en ayrıntılı şekilde inceleyip değerlendirecek, gerektiğinde kullanıma hazır hale getirecek donanıma sahiptir. İnceleme sonrası elde edilen bu bilgiler hastalarımızla da paylaşılarak onlarında bilgilendirilmesi sağlanmaktadır.

Merkezimizde yapılan semen analiz raporu örneğini görmek için tıklayınız.

Merkezimizdeki Semen Verme Odası Merkezimizdeki Semen Verme Odası
Merkezimizdeki Semen Verme Odası

 

 

Semen analizi çocuk sahibi olamayan çiftlerde ilk olarak değerlendirilmesi gereken ve sperm üretimi ile ilgili en faydalı bilgiyi veren bir testtir. Semen kısa sürede değerlendirilebilmesine rağmen, son derece karmaşıktır ve sadece bu konuda deneyimli kişiler tarafından yapılmalıdır. Semeni inceleyen kişinin deneyimsizliği bütün tedavi yaklaşımını değiştirebileceğinden, sperm analizi kısırlık araştırmalarında çok önemli bir aşamadır. Bu test ile başlıca semendeki sperm sayısı, hareketliliği ve sperm şekli değerlendirilir. Semen analizi 3 ila 5 günlük cinsel perhiz sonrasında yapılır. Bu süre semenin değerlendirilmesi için oldukça önemlidir. Perhiz süresinin uzaması halinde sperm sayısı artar, sperm hareketliliği ve canlılığı azalır, sperm DNA’sının zarar görme ihtimali artar; perhiz süresinin kısa olması ise sperm sayının azalmasına ve sperm hareketliliğin artmasına yol açar, her iki şekilde de sonuç tedavi şeklinin belirlenmesinde yanıltıcı olabilir. Sperm üretimini sigara, alkol, ısı, ilaçlar ve enfeksiyonlar gibi bir çok faktör etkilediği için normal olmayan örneklerin analizi birer ay ara ile iki veya üç kez tekrarlanmalıdır. Sperm analizinde bir sorun ile karşılaşılır ise erkeğin fiziksel ve hormonal açılardan daha ileri muayenesi yapılmalıdır.

Sperm üretimi 2-3 ayda bir tekrarlanır. Yani üretilen bir sperm 2-3 ay sonra semene salgılanacaktır. Aynı şekilde kişinin karşılaştığı zararlı etkenler veya tedavi için kullanılan faydalı ilaçlar da sperm üretimini 3 ayın sonunda etkileyebilir. Semen analizi sonuçlarını değerlendirirken bu süreç akılda tutulmalı ve hasta bu açıdan değerlendirilmelidir.

Semen örneğini vermeden önce, dikkat edilmesi gereken önemli noktalar:

  • Semen örneğini vermeden hemen önce mutlaka idrarın tamamen boşaltılması gerekir.
  • Eller ve penis, sabun ve bol su ile yıkandıktan sonra tamamen kurulanmalıdır.
  • Örneğin toplanacağı kaplar sterildir. Kabın veya kapağın iç kısmına dokunulmamalıdır.
  • Kayganlaştırıcı herhangi bir madde (sabun, yağ, vazelin, tükürük vs) kullanılmamalıdır.
  • Gelen meni örneğinin tamamının kabın içerisine verilmesi önemlidir.Özellikle örneğin ilk kısmı, semendeki spermin büyük çoğunluğunu kapsadığı için bu kısmın kaybı sonuçlarda ciddi değişikliklere yol açabilir. Bu durumda mutlaka görevlilere bildirilmelidir.
  • Eğer hasta masturbasyon yaparken zorluk çekiyorsa, biyolog tarafından verilen toksik etkisi olmayan kayganlaştırıcı madde kullanımına, semen örneğine bulaştırılmamak koşulu ile, izin verilir ya da çok özel durumlarda özel olarak üretilmiş sperme zarar vermeyen prezervatif kullanılması kaydı ile eşinden yardım alması sağlanır.
Semenin Normal Değerleri (WHO kriterine göre)
Parametre Normal Değerleri
Hacim 2.0 ml veya fazlası
pH
Sperm Sayısı
7.2-8.0
Mililitrede 20 milyon veya daha fazlası
Sperm Hareketliliği Ejekülasyondan sonra 60 dakika içinde, ileri hızlı, hareketli ve ileri yavaş hareketli sperm sayısı %50 den fazla veya ileri hızlı hareketli spermlerin sayısı %25 den fazla olmalıdır
Normal Morfolojik (Şekil) Yapı % 4 (Kruger strict criteria) veya fazlası
Vitalite (Canlılık) %75 veya daha fazlası canlı
Lökositler 1x106

 

Semen analizi sonucunda konulan tanılar aşağıda belirtilmiştir:
Normospermi Sperm sayısının, hareketliliğinin ve şeklinin normal olması
Oligospermi Sperm sayısının normal değerlerden düşük olması
Astenospermi Sperm hareketliliğinin normal değerlerden düşük olması
Teratospermi Normal şekilli sperm oranının normal değerlerden düşük olması
Oligo-astenospermi Sperm sayı ve hareketliliğinin normal değerlerden daha düşük olması
Asteno-teratospermi Sperm hareketliliği ve şeklinin normal değerlerden düşük olması
Oligo-asteno-teratospermi Sperm sayı, hareketlilik ve şeklinin normal değerlerden düşük olması
Şiddetli oligo-asteno-teratospermi Sperm sayısının 5 milyon/ml dan küçük olması aynı zamanda sperm hareketliliğinin düşük ve şeklinin anormal olması
Azospermi Semende hiç sperm bulunmaması
Virtual Azospermi (Kriptozoospermi) Kişiye ait bazı örneklerde çok az sayıda (<100bin/ml) sperm saptanırken, bazı örneklerde ise hiç sperm görülmemesi
Total immotil sperm Semendeki tüm spermlerin hareketsiz olması

SPERM MORFOLOJİSİ (ŞEKLİ)

Sperm kalitesinin en önemli göstergelerinden biri de şeklidir. Merkezimizde sperm morfolojisi Kruger kriterlerine gore yapılmaktadır. Özel bir boyama sonrası (Spermac) spermin şekli (morfoloji) özellikleri incelenerek sperm örneğinin fertilite (dölleme) kapasitesi belirlenir. Bu boya sperm çekirdeğini kırmızı renkte, akrozom, boyun ve kuyruğu ise yeşil renkte boyar. Semende spermlerin % 4’ünden fazlasının normal şekle sahip olması gerekir. Eğer normal şekle sahip sperm sayısı % 4’den az ise bu durum tüp bebek uygulamalarındaki başarıyı olumsuz yönde etkileyebilir. Semen analizinde en az 100 sperm değerlendirilir. İnfertil çiftin değerlendirilmesinde erkeğin rolüne dair ilk yapılan tanısal inceleme semen analizidir(spermiogram). Bu analizde sperm sayısı, motilitesi (hareketliliği) ve morfolojisi (şekil özellikleri) değerlendirilir. Doğru ve detaylı bir şekilde uygulanan semen analizi, tedavi yönünden alınacak kararları ciddi ölçüde etkilemektedir.

Semen analizinde değerlendirilen parametreler içerisinde spermin dölleme potansiyeli konusunda en önemli bilgiyi sperm hareketliliği ve sperm morfolojisi vermektedir. Sperm morfolojisi ile döllenme başarısı arasındaki ilişki birçok araştırmacı tarafından ortaya konmuştur.

Sperm morfolojisinin değerlendirilmesinde kullanılan yaygın 2 metod vardır; WHO kriterleri ve Kruger’in kesin kriterleri (Kruger’s strict criteria). Kruger’in kesin kriterleri, morfoloji konusunda çok daha detaylı bir inceleme imkanı sağlaması nedeniyle en çok kabul gören ve merkezimizde de kullanılan metoddur. Bu kriterlere göre yapılan incelemede spermin baş, boyun ve kuyruk bölgesine ait toplam 38 farklı başlıkta anomali ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme sonucunda %4’ün altında normal morfolojili sperm gözlenmesi durumu Teratozoospermi olarak tanımlanır. Bu oranın altı ve üstündeki değerler döllenme ve gebelik oluşması yönünden önemli bulunmuş ise de her laboratuarın kendi kriterlerini belirlemesi ayrıca önem arz etmektedir. Bir başka deyişle Kruger'e göre yapılan sınıflamada %4 ün altında normal formların bulunması durumunda, anomalilerin alt dağılımına bakılmaktadır. Alt dağılımda sperm başına ait anomaliler şiddetli ve hafif olarak ayrılmaktadır. Merkezimizde Kruger kriterlerine göre şiddetli sperm baş anomalilerinin %80'den fazla görülmesi önemli kabul edilmektedir. Semen analizi sonucuna göre çifti bilgilendirirken bu durumu açıklamak önemlidir.

Sperm üretimi (spermatogenez) kompleks ve hassas bir süreç olup, genetik yapıya vücudun iç ortamına ya da dış etkenlere bağlı olarak değişik aşamalarda meydana gelen bozulmalar teratozoospermiye neden olabilir.

Normal Sperm

Sperm hücresi üç kısımdan meydana gelir: baş, orta kısım ve kuyruk. Baş, genetik materyali içerir. Orta kısım, sperm hareketi için gerekli enerjiyi, kuyruk kısmı ise sperm hareketini (motiliteyi) sağlar. Morfoloji değerlendirmelerinde normal bir spermin baş uzunluğu 4 ila 5 µm, baş eni 2.5 ila 3.5 µm, başın uzunluk/en oranı 1.50-1.75 olmalıdır. Orta kısım silindir 0.5µm-1µm kalınlıkta, 7-8 µm uzunluğunda ve başa aksiyal olarak bağlanmalıdır. Kuyruk orta kısımdan biraz daha ince, kıvrımsız, düzgün biçimli ve yaklaşık 40-50 µm uzunluktadır.

Normal Morfolojili Sperm Görüntüsü

Şiddetli Sperm Morfolojik Defektleri

Dünya genelinde tüm çiftlerin yaklaşık %15’inde birincil veya ikincil dereceden infertilite sorunu mevcuttur ve infertil çiftlerin yarısına yakınında erkek kaynaklı problemler asıl infertilite nedenini oluşturmaktadır. Günümüzde, tüp bebek uygulamarında kullanılan sperm hazırlama teknikleri, intrasitoplasmik sperm enjeksiyonu (ICSI) ve son zamanlarda çok etkin olarak kullanılmaya başlanan intrasitoplazmik morfolojik olarak seçilmiş sperm enjeksiyonu (IMSI) erkek kaynaklı infertilite sorununu büyük ölçüde çare olmaktadır.

Sperm morfolojik anomalilerinin şiddetli olanları spermin dölleme kapasitesini değişik oranlarda olumsuz etkilemektedir. En önemli anomaliler büyük baş (Megalo head, Makrosefali), yuvarlak baş (Round head, Globozoospermia) ve kuyruğa ait anomali olup sperm baş bölgesinde de anormallikle birlikte görülen Tail-stump sendromlarıdır. Bu anomaliler, mevcut oldukları örneklerde yüksek oranda bulunmaları ve dolayısıyla normal sperm seçiminin çoğunlukla mümkün olamaması nedeniyle yüksek döllenme başarısızlığı, kötü ve / veya yavaş embriyo, blastosist gelişimi görülebilir.

Büyük Baş (Makrosefali, Megalo head):

Sperm başının normal boyutlardan büyük, çoğunlukla düzensiz yapıda ve multinükleer (çok çekirdekli) olması durumudur. Çoğunlukla birden çok başın ve kuyruğun birarada olduğu (polyploid, makronükleer) düzensiz formlar olarak göze çarpar. Büyük başlı spermlerde yapılan kromozomal inceleme bu tip spermlerin kromozomal içeriğinin bölünme kusurlarından dolayı, olması gerekenden daha fazla olduğunu göstermektedir. Normal sperm de 1N olarak gösterilen kromozomal içerik büyük başlı spermlerde, katlanarak 2N, 3N (poliploidy) hatta daha fazla olabilmektedir. Ayrıca bu spermlerde bir veya daha fazla kromozomda anormal sayısal değişiklikler (yüksek anöploidy) saptanmaktadır. Bu nedenle yüksek oranda büyük spermi olan vakaların spermleriyle yapılan enjeksiyonlarda düşük fertilizasyon oranlarıyla, embriyolarda yüksek kromozomal anormallikleriyle ve düşük gebelik oranlarıyla karşılaşılmaktadır. Son yapılan çalışmalar, ejakülatında yüksek oranda büyük baş anomalisine sahip sperm bulunan vakalarda, normal baş yapısına sahip sperm bulunsa dahi, bunların kromozomal olarak anormallikler içerme ihtimalinin çok yüksek olduğunu göstermektedir. Bunun sebebi de spermin oluşması esnasında fonksiyonel olan genlerden birinin bozuk olması, yani genetik bir problemin olmasıdır. Bu anomalinin mevcut olduğu örneklerde başsız (pin-head) spermlerede sıklıkla rastlanır.

İlk olarak 1977 yılında tanımlanan spermlerdeki büyük baş sendromu, ejakülatta çok yüksek oranda büyük başlı, ileri derecede baş anormallikleri olan ve birden fazla kuyruğu olan spermlerin varlığı ile tanımlanmaktadır. Makrosefali(Büyük Baş) olarak bilinen bu sendrom şiddetli erkek infertilitesi olan vakaların %1’den daha azında görülmektedir.

2007 yılında 10 infertil erkekte yapılan bir çalışmada, sperm mayoz bölünme mekanizmasında önemli rolü olan bir gen bölgesindeki "aurorakinase c" eksikliğinin; neden olduğu saptanmıştır. Genetik faktörün yanı sıra dış etkenler nedeniyle veya zamanla spermin mayoz bölünme mekanizmasında meydana gelebilecek problemlerinde sorumlu olabileceği öne sürülmektedir.

Bu anomalinin baskın olduğu örneklerde aynı zamanda sperm sayısı, hareketliliği ve canlılığının da düşük olması nedeniyle yeterli sperm elde edilebilmesi için bazen cerrahi yola (Testiküler sperm ekstraksiyonu, TESE) başvurulması gerekebilmektedir.

Merkezimiz tarafından yapılanlar da dahil olmak üzere, birçok çalışmada büyük baş sperm sendromu olan vakaların embriyolarında yüksek oranda kromozomal anomali olduğu saptanmıştır. Ayrıca spermlerde yapılan kromozom incelemesinde (FISH tekniği)anormallik oranı yüksek bulunmaktadır. Büyük başlı, amorf spermlerle mikroenjeksiyon sonrasında döllenme başarısızlığı, kötü embriyo gelişimi, embriyolarda yavaşlama veya duraksama, düşük gebelik oranları ve yüksek oranda gebelik kayıpları gözlenmektedir.

Ayrıca, bu vakalarda bir diğer önemli yaklaşım ise merkezimizde de başarılı şekilde uygulanan preimplantasyon genetik tanının (PGT) gelişen embriyolara uygulanmasıdır. Bu sayede hem kromozomal olarak hem de genetik olarak normal embriyoların anne adayına transfer edilmesi mümkün olmaktadır. Merkezimizde yaptığımız ve bilimsel olarak yayınladığımız çalışma ile yüksek oranda büyük baş anomalisi olan vakalarda, ICSI işleminde ejakülatlarından detaylı inceleme ile seçilen göreceli olarak daha normal baş yapısına sahip spermler kullanılmış ve gelişen embriyolar yapılan genetik tanı (PGT) ile kromozomal olarak incelenmiştir. PGT sonrası kromozomal olarak normal olan embriyoların anne adaylarına transfer edilmesi ile daha yüksek gebelik oranları elde edilmiştir. Bu çalışmadaki önemli bulgulardan biride, incelenen embriyolarda, büyük baş sperme bağlı kromozomal anormalite artışının saptanmış olmasıdır.

Bu sendroma sahip vakalarda, az sayıdaki normal veya göreceli normal spermlerin seçilmesi çok önemlidir. Spermlerin klasik yöntemden farklı olarak çok büyük büyütme ile seçilmesi IMSI yöntemi adını almaktadır. Normalde 200-400 büyütme ile seçilen spermler bu teknikle 8050 kez büyütülmekte ve sperm DNA hasarına yol açabilen vakuollerin varlığı tanımlanabilmekte ve bu bozuklukları taşımayan spermlerin seçimi mümkün olmaktadır.

Günümüzde makrosefal yada çok büyük başlı spermlerin ağırlıklı olduğu örneklerde IMSI yöntemi ile sperm seçimi ve mikroenjeksiyon en yararlı yöntemdir. PGT yöntemiyle kromozomal anomalili embriyoların elenmesi sağlıklı gebelik şansını arttırmaktadır.

Bahsedildiği gibi, büyük baş sperm sendromu, tüp bebek kliniklerinin karşılaştığı en zorlu şiddetli erkek infertilite endikasyonlarından biridir. Merkezimizde, bu sendromlu vakalar, tedavi öncesinde, özellikle spermlerinde bulunma ihtimali yüksek olan kromozomal anormallikler ve gen mutasyonu açısından detaylı olarak bilgilendirilmektedir. Ayrıca olası düşük fertilizasyon, kötü embriyo gelişimi ve düşük gebelik oranları detaylı şekilde anlatılmaktadır. Etkinlikleri yapılan çalışmalarla da gösterilen PGT ve IMSI özellikle bu vakalara önerilmektedir.

 
 
8050 kat büyütmeyle büyük baş ve birden fazla kuyruğa
sahip sperm görüntüsü
 
Spermac boya ile boyanmış
büyük başlı ve birden
fazla kuyruğu olan sperm
görüntüleri
 
 
 
   
 
Kromozomal analizi yapılmış
büyük başlı spermde kromozomdaki
sayısal artış (poliploid sperm)

Yuvarlak Baş (Round Head, Globozoospermia)

Yuvarlak başlı spermler, akrozom kısmına sahip olmamaları ve spermin iskelet yapısındaki problemler sebebiyle normalde oval olan ve akrozom kepi içeren baş yapısının bozulması ile oluşur. Akrozom, spermin yumurtayı çevreleyen zona tabakasına bağlanmasını ve içerdiği eritici enzimler sayesinde bu tabakayı geçerek yumurtaya girişini sağlayan yapıdır. Dolayısıyla yokluğunda spermin normal yoldan yumurtayı döllemesi mümkün olmamaktadır. ICSI yöntemiyle bu problem aşılmaktadır fakat spermin DNA yapısındaki problemlerin eşlik etmesi sebebiyle dölleme kapasitesi oldukça düşüktür.

Olgun bir spermin DNA iplikçikleri (kromatin) çekirdeğin içerisinde gevşek bir şekilde paketlenmiş haldedir (olgun DNA). Fakat yuvarlak başlı spermlerde bu yapı sıkı bir şekilde paketlenmiş durumda olduğundan (immatür DNA) yumurta içerisinde spermin DNA iplikçikleri açılamaz ve sonuç olarak döllenme gerçekleşemez. Ayrıca bu formlarda, spermin sentrozom denen ve döllenme esnasında kromozomların hareketinden sorumlu yapıları (iğ iplikçikleri) oluşturan parçasınında hasarlı olduğu ve bu nedenle döllenmenin gerçekleşemediği öne sürülmektedir. Birçok çalışmada bu spermlerin DNA’larında yüksek oranda kırıklar (fragmantasyon) olduğu gösterilmiştir.

İki tip Globozoospermi tanımlanmıştır. Tip I’de spermlerin tamamına yakını yuvarlak başlı spermlerden oluşmaktadır ve akrozom yoktur. Tip II’de ise koni şeklinde bir başla beraber düşük oranda akrozoma sahip spermler görülebilir, ayrıca hareket azlığı eşlik etmektedir.

Bu bozukluktan sorumlu genler tam olarak belirlenememiş olmakla birlikte genetik geçişli olduğunu gösteren çalışmalar mevcuttur. Yuvarlak başlı spermler üzerinde yapılan Sperm FISH incelemelerinde normal spermlere kıyasla artmış anöploidi (sayısal kromozom anomalisi) oranları saptanmıştır. Genel olarak Globozoospermi vakalarında düşük oranda döllenme ile kötü embriyo gelişim, düşük gebelik oranları ve gebelik kayıplarında artış söz konusudur. Nadiren hiç döllenme göstermeyen vakalar izlenmektedir.

Bu vakalarda merkezimizde uygulanan IMSI (yüksek büyütme ile seçilmiş sperm mikroenjeksiyonu) yöntemiyle akrozom içeren spermlerin daha etkin bir şekilde tespit edilerek mikroenjeksiyon için kullanılması başarı şansını arttırmaktadır.

 
8050 kat büyütmeyle
 
Spermac boya ile boyanmış

Şiddetli Kuyruk Defekti (Tail-stump(Fibröz Kılıf Displazi))

Tail stump defekti, sperm kuyruğunu oluşturan protein yapılarındaki bozukluk ya da eksikliklerden kaynaklanan kısa, küt ve kalınlaşmış kuyruğa sahip en şiddetli sperm kuyruk anomalisidir. Kuyruktaki kalınlaşma, kuyruğu çevreleyen fibröz yapının kontrolsüz gelişmesinden kaynaklanmaktadır ve tail-stump spermlerin tüm alt tiplerinde ortak bir bozukluktur. Genetik geçişli olduğu düşünülen bu anomalinin bazı tipleri ile ilişkili genleri gösteren çalışmalar olmakla birlikte sorumlu genler net olarak belirlenememiştir.

Tail stump sperm örneklerinde canlılık oranı çoğunlukla yüksek olmakla birlikte hareketlilik sperm kuyruk yapısının tamamen bozuk olmasına bağlı olarak çok düşüktür ve tamamıyla hareketsiz örneklere sıklıkla rastlanır. Hareketlilik spermin canlılığını gösteren en önemli parametredir ve dolayısıyla bu vakalarda ICSI için canlı sperm seçimi oldukça güçleşmektedir. Bu nedenle canlılığın çok düşük olduğu olgularda canlılığı çok daha yüksek olan (%80–90) testiküler sperm kullanımı tercih edilebilmektedir. Tail stump vakalarının bir kısmında normal morfolojiye sahip spermler elde edilebilmekte ve normal vakalara yakın sonuçlar alınabilmektedir.

 
8050 kat büyütmeyle
 
Spermac boya ile boyanmış

Şekil Bozukluğu Olan Sperm Görüntüleri


Round head

 


Ridged


Serbest Baş

 


Multiple Baş ve Kuyruk


Kırık Boyun

 


Kıvrık Kuyruk


Dagdefekt

 


Çift Kuyruk


Pinhead

 


Tail-Stump

Hareketli Sperm Organel Morfolojisi Değerlendirilmesi(MSOME= Motile Sperm Organelle Morphology Examination)

MSOME (Motile Sperm Organelle Morphology Examination) tekniği, hareketli spermlerin 6000-8050 kat büyütebilen donanımlı mikroskoplar ile yapılan sperm morfoloji analizidir.

Sperm morfolojisinin değerlendirilmesi erkek üreme potansiyelinin ve tedavi stratejisinin belirlenmesinde önemli rol oynar. Bugüne kadar yapılan birçok bilimsel çalışmalar ile sperm morfolojisinin döllenme, embriyo gelişimi ve gebelik sonuçları üzerinde önemli etkisinin olduğu gösterilmiştir. Erkek infertilitesinin teşhisindeki ilk aşama semen parametrelerinin (spermiogram) değerlendirilmesidir. Spermiogram sonucuna göre normal sperm oranı düşük olan vakalarda, şiddetli erkek faktörü nedenli infertilite durumlarında spermler MSOME (Motile Sperm Organelle Morphology Examination) tekniği ile değerlendirilir.Aynı zamanda tekrarlayan tüp bebek başarısızlığında ve açıklanamayan infertilitede spermiograma ek olarak erkek spermi MSOME tekniğiyle incelenir.

Sperm majör anomalilerinin yanında spermin başı içerisindeki anomalili yapıları ve vakuolleri (sıvı dolu kesecikler), MSOME tekniğin ile ayırt etmek mümkündür. Sperm başı içerisindeki genetik materyali içeren çekirdek kısmında bulunan vakuoller DNA yapısında hasar bulunabileceği konusunda ipucu vermektedir. Yapılan araştırmalarda vakoul içeren spermlerde vakuol içermeyenlere nazaran DNA hasarı oranının daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Sperm DNA yapısındaki hasarlar, döllenme başarısızlığı, embriyo gelişiminin durması, kötü ve/veya yavaş embriyo gelişimine sebep olabilmekte ve dolayısıyla gebelik şansını olumsuz etkilemektedir.

MSOME tekniği ile klasik sperm morfoloji değerlendimesi arasındaki en önemli fark değerlendirilen spermlerin hazırlık yöntemidir. Klasik morfoloji değerlendirmesi için spermlerin tamamı mikroskop lamı üzerinde sabitlenir ve özel boyalarla boyanır. Bu nedenle değerlendirme yapılırken hareketli ve hareketsiz spermler birlikte değerlendirilir. MSOME tekniğinde ise sperm hazırlık yöntemleri sonrasında elde edilen hareketli spermler değerlendirilir. Böylece mikroenjeksiyon için seçilmesi muhtemel spermlerin kaliteleri hakkında bilgi sahibi olunabilmektedir.

MSOME tekniği ile sperm morfolojisi değerlendirilirken aynı zamanda boyun ve kuyruk yapıları normal olan spermler içerisinde baş yapısı, baş içerisinde vakuol varlığı ve vakuollerin boyutlarına göre 4 aşamalı bir kalite değerlendirmesi yapılır. Bu değerlendirmeye göre normal morfolojiye sahip ve baş içerisinde vakuol bulunmayan spermler 1.kalite olarak tanımlanırken, vakuol sayısı ve boyutunun artışına bağlı olarak sperm kalitesi düşmektedir. Baş yapısı normal olmayan ve vakuol içeren spermler ise 4.kalite olarak tanımlanmaktadır.

8050 büyütme
(Yüksek büyütmede sperm sınıflandırması)

Elektron Mikroskobisi İle Sperm Analizi

Sperm şeklinin incelenmesi sonrasında gözlenen belirli bazı şekil bozuklukları normal değerlerin çok üzerinde ise bu test sadece tanı amaçlı olarak yapılmaktadır.

Bu şekil bozukluklarından bazıları şunlardır:

  • Globozoaspermia(Akrozomsuz yuvarlak baş)
  • Megalohead (Büyük baş)
  • Pinhead (Nokta baş)
  • Tail-Stump
  • Segmental Mitochondrial Aplazia (Bölgesel Mitokondriyel Yokluk)
  • Extreme Dag Defect
  • Multiple baş ve kuyruk bozukluğu

Merkezimizde direkt olarak çalışılmamakla birlikte üniversite hastaneleri ile işbirliği içinde uygulanmaktadır.

   
Elektron mikroskobu ile
görüntülenmiş sperm başı
 
Elektron mikroskobu ile görüntülenmiş enine sperm kuyruk kesiti

Semen Örneğinde Uygulanan İmmünolojik Testler

Semen örneğinde gözlenen aglutinasyon(kümeleşme), çoğu kez antisperm antikorların varlığı ile ilişkilidir. Antisperm antikorlar sperm yüzeyinin birçok değişik bölgesine yerleşip, spermlerin rahim içine giriş yolunda hareketliliğini olumsuz etkiler. İnfertilite(kısırlık) olgularının %8’inde immunolojik faktörler mevcuttur. Aglutinasyon içeren örneklerin izah edilemeyen infertilite ile ilişkili olduğu öne sürülmektedir.

Özellikle infertilite nedenin immünolojik nedenlere bağlı olduğu düşünülüyorsa. İmmünolojik testlerin yapılması önerilir. Semen Analizinde spermlerde aglütinasyon (spermlerin birbirine baş, boyun, kuyruk bölgelerinden bağlanması) gözlendiği durumlarda bu test uygulanır.

Bu testler bazal semen değerlendirmesi sırasında aglütinasyon veya düşük sperm hareketliliği gözlenen durumlarda uygulanır.

Direkt İmmunobead Testi

Sperm üzerinde bulunan immünoglobulinlerin saptanması amacı ile yapılmaktadır. Direkt immunobead testi ile hareketli spermler bead süspansiyonu ile karıştırılmakta, bu sayede eğer sperm üzerinde antikorlar mevcut ise bu beadlerin spermlere bağlanması sağlanmaktadır.

SPERM-MAR Testi

SpermMar (mixed agglutination reaction test) antisperm antikorların saptanması için kullanılır. Bu test ile taze semendeki spermde IgG ve IgA antikorları saptanır. Test, lateks kaplı immunoglobulinlerden oluşmaktadır. Lateks partikülleri hareketli spermlerin değişik bölgelerine (baş, mid-piece veya kuyruk) bağlanır ve ışık mikroskobu ile kolaylıkla gözlenebilir. Bağlantı gözlenen hareketli spermler, bağlantı noktaları belirtilmek suretiyle yüzdeleriyle not edilir.

Hareketli sperm ile lateks partikülü (bead) arasındaki etkileşim, antisperm antikorların varlığını gösterir. %15-39 arası değerler şüpheli infertiliteyi, %40 ve üzerindeki değerler ciddi bir immünolojik problemin varlığını göstermektedir.

Sperm Vitalitesinin(Canlılık) Değerlendirilmesi

İstanbul Memorial Hastanesi Androloji Laboratuarında bu amaçla iki test yapılmaktadır:

Eozin-Y Testi:

Merkezimizde bu test hem semen analizi laboratuarında hem de androloji laboratuarında yapılmaktadır. Bu test ile sperm hareketliliğinin düşük olduğu yada hiç olmadığı durumlarda canlı sperm oranı belirlenebilmektedir. Bu yöntem sadece tanı amaçlı yapılmakta olup, canlı oldukları saptanan spermlerin daha sonra mikroenjeksiyon işleminde kullanılma olasılığı yoktur.

Eozin-Y uygulaması sonrası pembe boyanan cansız ve boya almamış canlı spermler

Hipo-Ozmotik Şişme Testi (HOST):

Bu test semende hiç hareketli sperm bulunmadığı durumlarda yapılır. Tanı amaçlı kullanımının yanında, canlı olduğu tespit edilen spermler mikroenjeksiyon işleminde kullanılabilmektedir. Bu sayede semende hareketli sperm bulunmadığı hallerde de mikroenjeksiyon için canlı sperm seçimi mümkün olmaktadır.

Hipo ozmotik şişme gösteren ve kuyrukları kıvrılan spermler canlı,
şişme göstermeyen ve kuyrukları kıvrılmayan spermler cansız.

Semen Örneğinde Sperm Dışında Diğer Hücrelerin Tanımlanması

Lökosit Tanımlaması

Normal bir semen mililitrede 1 milyondan daha fazla lökosit içermemelidir. Semende normalden fazla lökosit görülmesi (lökospermi), üreme organlarında bir enfeksiyon varlığını düşündürür. Lökosit sayısının normalin üzerinde gözlendiği semen örneklerinde, sperm değerleri olumsuz yönde etkilenmektedir. Merkezimizde semen analizi yapılırken mikroskopta görünen lökositlerin varlığı, mutlaka lökositlerin tanımlanması amacıyla üretilmiş hazır kit solüsyonlarıyla teyit edilmektedir.

Kahverengi yuvarlak hücreler hazır kit ile belirlenmiş lökositlerdir

Germinal İmmatür Hücre (Gelişimini Tamamlamamış Üreme Hücresi) Tanımlaması

Semen örneğinde gelişimini tamamlamamış üreme hücrelerinin sayısının mililitrede 5 milyon veya altında olması beklenir. Özellikle sperm sayısının çok düşük olduğu olgularda ya da azospermide bu hücrelerin değerlendirilmesi, sperm üretiminin saptanması açısından önemlidir.

Merkezimizde Bryan-Leishman boyaması ve hazır boyalı lamlardan oluşan Test-simplet kiti ile bu hücreler tanımlanabilmektedir.

 

Ejakülat Sperminin Aşılama (İnseminasyon) veya Yardımcı Üreme Teknikleri İçin Hazırlanması

Sperm hazırlama yönteminin IUI, IVF ve ICSI işlemlerinde başarıyı artırmada çok büyük rolü bulunmaktadır. Spermlerin seminal plazma içerisinde uzun süre bekletilmesinin fertilizasyonu(döllenme) negatif etkilediği yapılan çalışmalarla gösterilmiştir. Bu nedenle ayrıştırma tekniklerinin hızlı ve yararlı olması amaçlanmaktadır.

Hazırlık işlemleri sayesinde;

  • Semen antibiyotik içeren özel sıvılar ile yıkanarak mikroorganizmalar uzaklaştırılır.
  • Semen içerisindeki seminal plasma, döküntü ve kontamine maddelerin arındırılması.
  • Daha iyi hareketliliğe ve şekle sahip spermlerin seçilmesi sağlanır. Özellikle gradient sistemi kullanılarak anormal morfolojideki spermlerin bir kısmı elimine edilir.
  • Sperm, hazırlama sonrasında yumurtayı dölleyebilme yeteneği kazanır.
Androloji laboratuarı görüntüsü
Androloji laboratuarı görüntüsü

Sperm Hazırlama Teknikleri

İSTANBUL MEMORİAL HASTANESİ Androloji laboratuvarında;

  1. Sperm washing (yıkama)
  2. Swim-up (yüzdürme)
  3. Dansite Gradient
  4. Mini Gradient, tek tek veya kombine şekilde kullanılmaktadır.

1.Sperm washing(yıkama)

bu teknik sperm hazırlama tekniklerinin ilki olup birçok merkezde kullanılmaktadır. Bu teknik kültür mediumları ile semenin belli oranlarda karıştırılıp santrifüj edilmesi esasına dayanır. Bu metodla yüksek konsantrasyonda sperm elde edilmesine rağmen debris(hücre artığı) ve lökositler uzaklaştırılamamaktadır. Bu hazırlama tekniği merkezimizde sperm motilitesinin(hareketliliğinin) yeterli olduğu ve lökosit konsantrasyonun düşük olduğu durumlarda diğer tekniklerle kombine olarak kullanılmaktadır.

2.Swim-up (Yüzdürme) Tekniği

Swim-up yönteminin uygulanabilmesi için yeterli sayıda ileri hızlı harekete sahip spermin varolması gerekir. Bu yöntem ile Aşılama (I.U.I), Tüp Bebek (IVF) ve Mikroenjeksiyon (ICSI) için sperm hazırlanır. özellikle normal viskoziteli ve yüksek motiliteli(hareketli) semen örneklerinin birkaç santrifüj tüpüne konarak üzerine sperm yıkama mediumu eklenmesi ve 45 derecelik eğimde bekletilerek hareketli spermlerin üst faza yüzdürülmesi yöntemidir.

Sperm washing ve swim-up kombinasyonu

Liquefiye olmuş semen örneği konik tüplerde sperm yıkama mediumları ile belli oranlarda karıştırılarak santrifüj edilir. Üstte kalan supernatant kısım atılarak altta kalan kısmının üzerine sperm yıkama mediumu eklenerek kullanılabilir.Bu işlem semenin özelliklerine göre tekrar edilebilir. Yıkama işlemi bittikten sonra elde edilen pellet üzerine sperm yıkama mediumu eklenir ve konik tüpler 45 derecelik eğimle 37 C de %5 CO2 inkübatöründe 45-60 dakika bekletilerek spermlerin üst faza yüzmesi beklenir. Bu süre sonunda yüzen spermler başka bir santrifüj tüpüne alınarak IUI,IVF ve ICSI uygulamalarında kullanılır.

 

3.Dansite Gradient Yöntemi

Mikroenjeksiyon işlemi için sperm hazırlamak amacı ile kullanılır. Merkezimizde bu amaçla, spermleri diğer maddelerden ayrıştıran özel solüsyonlar kullanılmaktadır. Semenin gradient oluşturan kolloidal silica partiküllerinden meydana gelen süspansiyon üzerine yerleştirilip santrifüj edilmesi ve böylece spermlerin sentrifugal kuvvetle tüpün dibine ilerlemesi esasına dayanmaktadır. En iyi hareket eden ve düzgün morfolojiye (şekil) sahip spermler dibe doğru hareket eder ve böylece dipte en hareketli spermler toplanır. İmmatür hücrelerin ve lökositlerin de ortamdan uzaklaştırılmaları sayesinde bunlardan açığa çıkabilecek serbest oksijen radikallerinin azaldığı yapılan çalışmalar ile gösterilmiştir. Hazırlık sonucunda semen içerisinde bulunan immotil(hareketsiz) veya anormal spermler, akyuvar hücreleri ve diğer tüm hücresel fazlalıklar ayırılarak sadece motil(hareketli) ve sağlıklı spermler kalır ve nontoksik olması sebebi ile sperme,endometriuma ve oosite(yumurtaya) zarar vermez.Bu yöntem ile viral kontaminasyon riski (Hbs, Hcv) azaltılabilmektedir.

 

4. Mini Gradient

Sayısı çok düşük ve şekil bozukluğu yüksek seviyede olan semen örneğinden mikroenjeksiyon için kullanılabilecek iyi kalitede sperm elde edilebilmesine olanak sağlayan bir yöntemdir. Bu yöntem daha çok testiküler sperm hazırlığında kullanılır.

 

Sperm DNA Hasarını Belirleyen Testler

Sperm DNA Hasarı nedir?

Spermin genetik yapısındaki bozulma ile kısırlık arasında kuvvetli bir ilişki görülmektedir. Sperm DNA hasarlarının kısırlıktaki önemi çok sayıda bilimsel çalışma ile gösterilmiştir. Dolayısıyla, sperm DNA hasarı oranının bilinmesi, gerek döllenme şansının tahmin edilmesinde, gerekse embriyonun maruz kalabileceği risklerin belirlenmesinde önem kazanmaktadır.

Spermde DNA hasarlarının hangi nedenlere bağlı olarak ortaya çıktığı konusu tam olarak izah edilmiş değildir. Ancak değişik çalışmalarda anormal hücre metabolizması, oksidatif stres, genetik ve çevresel faktörler, uzun seksüel perhiz, ileri yaş, sigara kullanımı, testislerin anormal sıcaklığa maruz kalması, varikosel varlığı, hava kirliliği gibi nedenlerin sperm DNA bütünlüğünün korunmasını bozarak DNA kollarında hasara neden olabileceği gösterilmiştir.

Sperm DNA yapısındaki hasarlar, döllenme başarısızlığı, embriyo gelişiminin durması, kötü ve/veya yavaş embriyo gelişimi gibi problemlere sebep olabilir ve dolayısıyla gebelik şansını olumsuz yönde etkileyebilir.

Spermde DNA hasarının tespit edilmesi için kullanılan testlerin başlıcaları Akridine Orange ve TUNNEL testleridir. Bu testlerle testislerden elde edilen spermin ejakulat spermine gore daha düşük oranda DNA hasarına sahip olduğu gösterilmiştir. Bu vakalarda ejakülat spermi yerine testiküler sperm kullanımı tercih edilebilir.

Son zamanlarda yapılan bilimsel çalışmalar ile sperm başı içerisinde gözlenen vakoul(içi sıvı dolu kese) oluşumlarının DNA hasarı ile ilişkili olabileceği gösterilmiştir. Kısırlık tedavisinde uygulanan klasik mikroenjeksiyon yöntemi ile spermler şekilsel olarak değerlendirilmekle birlikte sperm başı içerisindeki vakoul oluşumu görülememektedir. Ancak yüksek büyütmede sperm seçimi yaparak bu yapıları tespit etmek mümkündür. Yüksek mikroskobik büyütme ile normal yada normale en yakın yapıda olduğu saptanan spermin mikroenjeksiyonu işlemi IMSI(daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız) merkezimizde gerçekleştirilmektedir. Sperm DNA hasarı yüksek olan hastalarda klasik mikroenjeksiyon yerine IMSI uygulanarak sperm DNA hasarı daha az olan spermler ile işlem yapılması daha başarılı sonuçlar elde edilebilmesini sağlayabilir.

Akridine Orange Test:

Akridine Orange testi DNA'sı zarar görmüş spermlerin belirlenmesinde tanısal amaçlı yapılan bir metotdur.


IMMATURE (Gelişimini tamamlamamış sperm)

MATURE (Gelişimini tamamlamış sperm)

Tunnel Test:

Sperm kromozom yapısındaki apoptosis (programlı hücre ölümü) miktarı ve oluşum evrelerinin saptanması esasına dayalı bir testtir.

Tunnel test sonrası görüntülenmiş DNA'sı hasarlı sperm hücreleri (yeşil), DNA hasarı olamayan sperm hücreleri (mavi)

Testislerden Sperm Elde Etme Yöntemleri

Menide sperm bulunamadığı durumlarda cerrahi yollarla testis içinden sperm elde edilebilir. Sperm bulmak için değişik yöntemler kullanılabilir. Testiste sperm üretiminin varlığı, uygulanan testlerle belirlenmişse, TESA tekniği, yani iğne ile testisten sperm aspirasyonu uygulanmaktadır. Testiste sperm üretiminin gerçekleşip gerçekleşmediği net olarak teşhis edilemediyse mikro - cerrahi yöntemi ile Mikrodisseksiyon Testiküler Sperm Ekstraksiyonu(Mikro TESE) ile sperm elde edilebilir.

Mikrodisseksiyon Testiküler Sperm Ekstraksiyonu(Mikro TESE)

MikroTESE yöntemi mikrocerrahi gerektiren bir tekniktir. Cerrahın daha önce bu konuda deneyim sahibi olması işlemin başarısını artıracaktır.

Mikroskobunun 30 kat büyütme avantajından yararlanılarak sperm üretiminin gerçekleştirildiği tubulus adı verilen ince borucuklar ameliyat mikroskobu altında büyütülür ve büyük opak beyazımsı tübüller ayırt edilir.Bu tübüller daha fazla spermatogenik olarak aktif germ hucreleri icermektedir. Sperm bulunma olasılığı yüksek olan bu tübüller ürolog tarafından alınır. Bu tübül embriyolog tarafından parçalanır, tübül içindeki spermlerin dışarıya çıkması sağlanır ve daha büyük büyütmeli (200-400 kat) bir mikroskop altında sperm aranır. Eğer alınan tübül sperm içeriyorsa , sperm elde etmek amacıyla hazırlanır. Hazırlanan spermler mikroenjeksiyon uygulanan mikroskopta ICSI uygulamak amacıyla toplanır.

MicroTESE işlemi   MicroTESE işlemi ile alınan örneğin parçalanması   Örneğin mikroskop altında incelenmesi
MicroTESE işlemi
 
MicroTESE işlemi ile alınan
örneğin parçalanması
 
Örneğin mikroskop altında
incelenmesi

MikroTESE Yönteminin TESE'ye göre farkı:

  • İşlemin mikroskop altında yapılması sperm bulma şansını yüzde 30' dan yüzde 52'e çıkarır.
  • Testis aynı zamanda testosteron hormonunu üreten bir bölgedir. Bu nedenle bu yöntem testisten alınan dokunun miktarını azaltarak doku kaybını en aza indirir. Hastanın doku kaybı bu yöntemde çoklu biyopsi yöntemine göre 70 kat daha az olmaktadır.
  • Mikroskop altında yapılması nedeni ile testisi besleyen damarlara zarar vermeden kesi yapılmasını sağlar.
  • Daha önce sperm bulunamamış ve Klinefelter Sendromu gibi genetik nedenle semende sperm yokluğunda bu yöntem ile sperm bulma şansı yüzde 50'a yükselmektedir.
  • Eski sperm bulma yöntemine göre sperm bulma oranı yüzde 50 daha fazladır.

Bu avantajları nedeniyle merkezimizde çok odaklı TESE yerine mikro TESE işlemi uygulanmaktadır.

TESA (TESA - Testicular Sperm Aspiration)

Bölgesel veya genel anestezi altında testise iğne ile pek çok noktadan girip testis dokusu aspire edilerek sperm arama işlemidir. Bu işlem sperm kanallarında tıkanıklık nedeni ile spermin dışarı çıkamadığı durumlarda yapılır. Ayrıca daha önce menide ki sperm ile yapılan tüp bebek uygulamalarında başarısız sonuçlar alınmışsa başarıyı arttırmak için menide sperm olmasına rağmen TESA uygulanabilir ve başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir TESA yönteminde testisde sperm üretiminin var olduğu bilindiği için sperm bulma şansı %100’e yakındır.

MicroTESE ile alınan parçadaki sperm görüntüsü
MicroTESE ile alınan parçadaki sperm görüntüsü

SPERM DONDURMA (SPERM KRİYOPREZERVASYONU)

Sperm hücreleri canlılıklarını uzun süre koruyabilmek amacı ile dondurularak saklanabilir ve istenildiğinde çözülerek yardımcı üreme tekniklerinde kullanılabilir. Dondurulmuş sperm ile ilk sağlıklı bebek 1973 yılında dünyaya gelmiştir. Dondurma işleminde, bu işlem için özel olarak üretilmiş kriyoprotektan adı verilen solüsyonlar kullanılır. Canlı hücrelerin dondurulması sırasında karşılaşılan en önemli problem hücre içerisindeki suyun donarak buz kristalleri oluşturması ve bu kristallerin hücre yapısına hasar vermesidir. Bunu engellemek için dondurma işlemi sırasında sperm içindeki su dış ortama çıkarılıp kriyoprotektanın hücre içine alınması sağlanır. Dondurulan spermler sıvı azot tankları içerisinde (-196 ̊C) saklanır. Dondurulmuş spermlerin çözülmesi sırasında kriyoprotektan hücre dışına çıkarılır ve hücre içine suyun geri alınması sağlanır.Dondurulan spermlerin çözülmesi sonrasında hareketlilik ve canlılık oranında düşüş gözlenmesi muhtemeldir. Bunun en önemli nedeni dondurulan örnekteki spermlerin tamamının bu işlemin stresine eşit ölçüde dayanıklı olmamasıdır. Ayrıca spermlerin bir kısmı işlem esnasında fiziksel hasara da uğramaktadır. Bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalarda, dondurulmuş çözülmüş hareketli spermler ile yapılan mikroenjeksiyon sonrasında döllenme ve gebelik oranlarının olumsuz etkilenmediğini göstermektedir. Şayet dondurma için iyi kalitede yeteri kadar sperm elde edilebilmişse dondurulup-çözünmüş spermler kullanılarak mikroenjeksiyon düşünülebilir. Elde edilen sperm sayısı dondurulup saklanmak için yetersiz ise işlem günü hastaya tekrar biyopsi işlemi uygulanabilir. Mikroenjeksiyon işleminde spermlerin canlılığı hareketli olup olmadıklarına bakılarak değerlendirilir. Hareketsiz spermler eğer hareketli spermler varsa tercih edilmez. TESE işlemi yapılması zorunlu olan azospermik erkeklere TESE işlemi eşlerininden yumurtalarının toplanacağı gün yapılması önerilir. Bu vakalarda sperm elde etmek amacıyla uygulanan metodlar hastaya fizyolojik, psikolojik ve maddi bir yük getirdiğinden, mikroenjeksiyon işleminden sonra kalan spermler, yeterli bulunduğu takdirde olası diğer işlemlerde kullanılmak amacı ile dondurulmalıdır. Ancak testisten elde edilen spermlerin sayısı çok az ise çözüldüklerinde canlı sperm bulma olasılığı çok düşüktür. Bu nedenle bu hastalara bir sonraki denemede tekrar testiküler kaynaklı sperm elde etme yöntemleri uygulanır.

Sperm Dondurma

Sperm Dondurma Nedenleri

  • Azospermi hastalarında işlem günü testiküler/epididimal yoldan elde edilen spermlerden mikroenjeksiyon sonrası arta kalan dokunun ya da tanı amaçlı yapılan testis biyopsisinden elde edilen spermlerin dondurularak saklanması amacıyla uygulanabilmektedir.
  • Testis kanserlerinde, lösemi ve diğer kanser türlerinde kemoterapi ve/veya radyoterapi uygulanacak olgularda sperm üretimi büyük ölçüde engelleneceğinden daha ilerideki yardımcı üreme işlemleri için sperm elde etmek amacıyla uygulanabilmektedir.
  • Testis ile ilgili çeşitli hastalıklar sonucu cerrahi tedavi görecek veya vazektomi uygulanacak olgularda ileri tarihlerde sperm elde etmek amacıyla yapılabilmektedir.
  • İşlem günü psikolojik, sosyo-kültürel veya dini nedenlerle sperm vermede güçlük çekebilecek olgularda işlem öncesi sperm alınıp dondurularak yardımcı üreme amacıyla kullanılabilmektedir.
  • Sperme uygulanacak genetik tanı analizleri yada elektron mikroskobi çalışmaları için sperm havuzu oluşturulması, böylelikle sperm sayısını arttırarak analizler için daha sağlıklı veri imkanı elde etme olanağı sağlar.
 
SAYFA BAŞINA DÖN