|
İlk Intra Sitoplazmik Sperm Enjeksiyon (ICSI)
Uygulaması
Mikroenjeksiyon
olarak da bilinen ICSI
spermin kadın yumurtasının içine çok özel mikro-manipülatör sistemleri
ile enjekte edilmesidir. Türkiye'de ilk uygulamaları ekibimiz
tarafından 1994 yılında başlanmıştır. Uyguladığımız ICSI
yönteminin ilk meyveleri olan bebek doğumları ise yaklaşık 1 yıl sonra 1995 yılında gerçekleşmiştir.

|
İlk Mikro-Cerrahi Epididimal
Sperm Aspirasyon (MESA) ve
Perkütan
Epididimal Sperm Aspirasyon (PESA)
Uygulamaları
Her
iki yöntemde, testislerde üretilen
spermlerin penise ulaşmasını sağlayan kanallarda tıkanıklık
olması veya kanalların olmaması durumlarında uygulanan
yöntemlerdir. Bu yöntemler ile erkek genital
sistemindeki epididim kanallarından mikro aspirasyon ile
sperm elde edilmektedir. MESA yönteminde, PESA yönteminden farklı olarak mikroskop ve mikro cerrahi
yöntemi kullanılmaktadır ve elde edilen sperm sayıca daha
fazladır. Her iki yöntem de Türkiye’de ilk kez ekibimiz
tarafından 1995 yılında uygulanmıştır.
MESA ve PESA işlemlerinde elde edilen spermlerin ICSI işlemi ile yumurtaya
enjeksiyonu ile yine 1995’de Türkiye'de ilk sağlıklı doğum
gerçekleşmiştir.

|
İlk Testiküler Sperm Ekstraksiyonu(TESE) Uygulaması
Ejekalütta sperm
bulunmaması durumunda uygulanan yöntemlerden biridir. Özellikle non-obstrüksiyon
azospermik vakalarda uygulanan bir yöntemdir. Cerrahi operasyon ile
spermin üretildiği testislerden alınan dokuda spermin varlığı
mikroskop
altında incelenir ve sperm var ise mikroenjeksiyon (ICSI) yöntemiyle
kombine edilerek hastalara gebelik şansı sağlanır. Erkek infertilesinde devrim sayılabilecek bu uygulama Türkiye'de ilk kez
1995 yılında ekibimiz tarafından uygulanmış ve aynı yıl TESE
sonrası elde edilen spermlerin mikroenjeksiyonu ile canlı doğum
gerçekleşmiştir.
İlk Testiküler Sperm Aspirasyon (TESA)
Testislerde üretilen
spermlerin penise ulaşmasını sağlayan kanallarda tıkanıklık olması
veya kanalların olmaması durumları dışında spermin sayıca az ve
hareketlilik yönünden sıkıntılı olduğu durumlarda da uygulanan
yöntemdir. TESA yönteminde TESE dan farklı olarak mikrocerrahi
operasyon uygulanmaz, iğne ile testilere girilir ve testis dokusu
aspire edilerek sperm elde edilmeye çalışılır. Bu işlem Türkiye’de
ilk kez 1995 yılında ekibimiz tarafından uygulanmış ve ICSI
işlemi ile kombine edilerek ilk canlı doğumlar elde edilmiştir.

|
| İlk
testiküler spermatid hücre kullanılması.
(1995)
İlk elongated spermatid hücreler kullanılarak elde edilen
gebelik sonucu canlı doğum (1995)
İlk total immotil(Hareketsiz) sperm kullanımı ve canlı
doğum (1995)
İlk Mekanik Assisted Hatching sonucu gebelik
ve doğum (1995)
(AHA) = (Assisted Hatching, embriyoları çevreleyen
zarın belirli bir bölgesinin mekanik, asit veya laser yardımı ile
inceltilmesi veya tam olarak açılması işlemidir.)
İlk Assisted Hatching(AHA)
Uygulaması
Özellikle
önceki tüp bebek denemelerinde tekrarlayan implantasyon (embriyonun
rahime tutunması) başarısızlığı olan, 37 yaş üstü kadınlarda ve
embriyoyu saran zona pellusida yapısının normalden kalın olması
durumunda uygulanan ve gebelik şansını arttırdığı gösterilen bir
yöntemdir. Bu yöntem ile embriyoyu saran zona pellusida yapısı
mekanik, asit ve laser yöntemlerinden biri uygulanarak
inceltilir ve embriyonun rahime tutunma ihtimali arttırılır.
Merkezimizde bu uygulama zaman içinde,
teknolojinin gelişmesine paralel olarak farklı enstrümanlara
kullanılarak uygulanmıştır ve halen uygulanmaktadır.
İlk mekanik hatching tekniği
merkezimizde 1995 yılında uygulanmaya başlandı ve aynı yıl canlı
doğumla sonuçlanan IVF gebeliği elde edildi.
Bir diğer AHA yöntemi olan Asit ile
Hatching ise
merkezimizde ilk
defa 1995 yılında uygulanmış ve aynı yıl sağlıklı doğumla sonlanan
gebelik elde edilmiştir.

Mekanik AHA

Asit ile Hatching
|
AHA İşleminde İlk Kez Lazer
Kullanılması
Lazer teknolojinin gelişmesine bağlı olarak AHA işleminde,
mekanik ve asit yöntemine alternatif olarak lazer Türkiye’de
ilk defa merkezimizde 1997 yılında kullanılmaya
başlanmıştır. Halen tüm AHA işlemleri, son derece pratik,
hızlı ve zararsız gelişmiş laser teknolojisi kullanılarak
gerçekleştirilmektedir.

Lazer ile Hatching
İlk Embriyo Freezing (Dondurma) Gebeliği
Tüp bebek
teknolojilerinde son derece öneme sahip bir uygulamadır.
Transfer sonrası arta kalan iyi kalitede, yani gebelik
oluşturma şansı yüksek olan fazla embriyoların
dondurulmasıyla hastalarımıza bir şans daha sağlamak
amaçlanmaktadır. Teknolojik teknik ekipmanlara, ileri
düzey bilgi ve tecrübeye ihtiyaç duyulan teknik Türkiye’de
ilk kez 1996
yılında merkezimizde başarılı şekilde uygulanmıştır.
Dondurulmuş embriyoların bir sonraki çözme siklusunda
çözülüp hastamıza transfer edilmesiyle 1997 yılında canlı
ikiz doğumla neticelenen ilk sağlıklı gebelik elde
edilmiştir. Halen merkezimizde embriyo dondurma işlemi
başarılı şekilde uygulanmaktadır.

İlk Blastosist Evre Embriyo
Geliştirilmesi ve Canlı Doğum
Tüp bebek uygulamalarında
farklı transfer günü stratejileri uygulanmaktadır. Özellikle
2., 3., 4., ve blastosist evre dediğimiz 5. gün transferi
tercih edilmektedir. Transfer günler arasında en yüksek
implantasyon ve gebelik oranlarına sahip ve
en yüksek tekiz gebelik oranı ile çoğul gebelik riskini
azaltan, 5.gün blastosist transferidir. Doğrudan
laboratuarda uygulanan kalite kontrol sistemlerine,
laboratuar personelinin deneyimine, bilgi ve becerisine ve
kontrollü indüksiyon başarısına bağlı olarak 5. gün transfer
stratejisi belirlenebilir. Merkezimizde 5. gün,
blastosist evre embriyo geliştirilmeye ilk 1997 yılında
başlanmış ve ilk canlı doğumda yine aynı yıl elde
edilmiştir.
Blastosist evre transferinin diğer bir avantajı
ise en iyi kalitedeki embriyo seçimini sağlayarak az sayıda
embriyo transfer edilmesine imkan sağlamakta ve çoğul
gebeliğin birinci derecede endikasyonlarından bir olan
erken doğum ve düşük riskini azaltmaktadır. Merkezimizde
halen 5. gün, blastosist evre embriyo transfer stratejisi
uygulanmaktadır.

İlk Spermatozoa Floresan In-Situ
Hibridizasyon (FISH) Testi
Tekrarlayan gebelik kayıpları
ve IVF denemelerindeki tekrarlayan implantasyon
başarısızlığı ve tekrarlayan kötü embriyo gelişimi gibi
endikasyonların en önemli sebeplerinden biri spermden gelen
kromozomların sayısal ve yapısal olarak anormal olmasıdır.
Merkezimizde uyguladığımız tanısal FISH testi ile spermlerin
hangi oranda kromozomal ve yapısal anormallik taşıdığını
tespit etmek mümkündür. Bu test ile özellikle kromozomal
translokasyon taşıyan erkeklerin ve ileri düzey erkek
infertilisine bağlı olarak tekrarlayan implantasyon
başarısızlığı olan çiftlerin bir sonraki tüp bebek
denemelerinde uygulanması tavsiye edilen preimplantasyon
genetik tanı (PGT) için yol gösteri olmaktadır. Türkiye’de
de bir ilk olan FISH testi ile spermlerde ki kromozomal
anormalilerin incelenmesine Merkezimizde 1997 yılında
başlanmıştır.

İlk Preimplantasyon Genetik
Tanı (PGT) Uygulanması
Merkezimizin, Türkiye’de ilk
uygulamaya başladığı ve halen Türkiye de ve dünyada
öncülüğünü yaptığı PGT uygulaması 1997
yılında başlatılmıştır. Embriyolarda rahime transfer
edilmeden hemen önce hem kromozomal hemde gen düzeyinde
inceleme imkanı sunan PGT tekniği özellikle ileri anne yaşı,
tekrarlayan düşükleri, tekrarlayan IVF başarısızlıkları,
translokasyon gib yapısal translokasyonları olan çiftlerde
ve ailesel gecişli genetik hastalığı veya genetik hastalığı
taşıyıcılığı olan çiftlerde uygulanmaktadır.
PGT uygulaması için çok ileri
düzeyde genetik inceleme yapabilecek genetik, embriyo
gelişimini ve biyopsisini sağlayacak gelişmiş tüp bebek
laboratuarlarına ve tabi ki yetişmiş kalifiyeli personele
ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle dünyada ve Türkiye’de çok
az sayıda merkez PGT uygulamasını IVF uygulamasıyla birlikte
gerçekleştirebilmektedir.
Embriyonun 3. gününde
embriyodan alınan 1 adet hücrede (blastomer) yapılan genetik
incelemeye dayanmaktadır. Genetik inceleme sonucunda
embriyonun sahip oldu kromozomal ve gen yapısı
bilinebilmektedir. Embriyolara sadece 3. gün biyopsi
yapılmamaktadır, özellikle anneden geçişli kromozomal veya
genetik problemlerin tespitinde döllenmeden önce ve
döllenmeden hemen sonra 1. ve 2. polar cisimcik dediğimiz,
anneden gelen genetik materyali taşıyan hücreler biyopsi ile
uzaklaştırılır ve genetik incelemeye tabi tutulur.
Merkezimizde blastomere biyopsi ve genetik tanı işlemleri
1997 yılında polar cisimcik ve genetik tanı işlemleri ise
1998 yılında başlanmıştır. Halen uygulanmakta olan PGT
yöntemi ile birçok çiftimize sağlıklı çocuk sahibi olma
şansı verilmiştir.

Embriyo blastomer biyopsisi

1. ve 2.
polar cisimcik biyopsisi
İlk Blastosist Dönem Embriyo
Freezing ve Sağlıklı Canlı Doğum
Merkezimizde uygulamaya 1997
yılında başlamış olduğumuz embriyo dondurma ve blastosist
evre embriyo kültürü yöntemlerine bağlı olarak, 1998 yılında
ilk blastosist evre embriyo dondurulmaya başlanmış ve yine
aynı yıl ilk dondurulmuş blastosistin sonra çözme
siklusunda hastaya transfer ile canlı doğumla neticelenen
gebelik elde edilmiştir.
İlk Mikro-TESE İşlemi Uygulaması
Normalde operasyon mikroskobu kullanılmadan, körlemesine
testisten doku alınarak sperm taranması yöntemi olan TESE,
merkezimizde ilk olarak 1999 yılından itibaren
operasyon-ameliyathane mikroskop altında gerçekleştirilmeye
başlanmıştır. Mikro-TESE ile sperm bulunma ihtimali yüksek
testis dokuları daha kolay bulunabilmekte hem sperm bulunma
ihtimali arttırılmakta hem de daha küçük doku parçaları
testisten alınmaktadır. Yine aynı yıl içince mikro-tese
uygulaması sonrası buluna sperm ile döllenmiş yumurtanın
transfer ile ilk canlı doğumla sonuçlanan gebelik elde
dilmiştir.

İlk Doğal Menstrüel Siklustan
(Naturel Siklus) Elde Edilen Tek Oosit İle ICSI Uygulaması
Sonucu Gebelik ve Canlı Doğum
Özellikle poli-kistik over
veya hiper responder endikasyonu olan ve hormon tedavisi ile
yumurtalarının uyarıldığında kuvvetle muhtemel hiper
simülasyon sendromu (OHSS) gibi hastalar için çok sıkıntılı
olan bir hastalığın görüleceği durumlarda naturel siklus
takibi tıbbi ve uygulaması tibbi olarak tercih edilmektedir.
Hormon kullanılan IVF tedavilerine oranlara başarısı oldukça
düşüktür. Natürel siklüs takibi ve neticesinde gebeliği,
ekibimiz ilk defa 1999
yılında gerçekleştirilmiş, 2000 yılında canlı doğum ile
sonuçlanmıştır.
İlk Ovarian Doku Freezing Uygulaması
Kadının sahip olduğu doğurganlık özelliğinin over
dokularının dondurulması ile uzun yıllar saklanabilmesi
imkanını kadınlara sunmaktadır. Dünyada özellikle kemoterapi
veya radyo terapi öncesi kanser tedavisi görecek veya geç
yaşta çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar over dokularını
yani yumurtalarını dondurtmaktadır. Çözülen dokunun
transplantasyonu ile kadın doğurganlık özelliğini tekrar
kavuşmaktadır.
Türkiye’de sadece kanser gibi tıbbi endikasyonu ve
zorunlulukları olan kadınlara uygulanabilmektedir.
Türkiye’de bu işlem ilk defa merkezimizde 2001
yılında gerçekleştirilmiştir.

İlk Kez Tek Gen
Hastalıklarının Embriyolarda Tanımlanması
Preiplantasyon genetik tanı (PGT)
merkezimizde ilk olarak 1997 yılında yapılmaya başlanmıştır.
Öncelikle embriyolarda yapısal ve sayısal kromozomal
anormalliklerin tespiti çalışılmış, genetik laboratuarının
alt yapısının genetik hastalıkların tanımlamasını mümkün
kılar hale getirilmesiyle birlikte, ailesel geçişli tek gen
hastalıklarının da ile embriyo aşamasında tanımlanması
başlanmıştır. Özellikle Beta Talasemi, Orak Hücreli
Anemi, Kistik Fibroz, Düşen Müsküler Distrofi, Fragile X,
Müsküler Atrofi gibi bir çok genetik geçişli hastalık
PGT ile tanımlanabilmektedir. Bu sayede ailelere sağlıklı
bebek dünyaya getirme şansı verilmektedir.
Ekibimiz Türkiye’de ilk defa
implantasyon öncesi embriyoda genetik geçişli tek gen
hastalıklarının tespitini 2003 yılında gerçekleştirmiş ve
transfer ettiği sağlıklı embriyolar ile ilk gebelik ve canlı
doğumları elde etmiştir.

İlk Kez Embriyolarda Aynı
Anda Tek Gen Hastalığının Tanımlanması ve HLA Genotiplemesi
(Doku tiplemesi)
2002 yılında
Merkezimizde,Türkiye’de ilk defa PGT ile embriyolarda
ailesel geçişli genetik hastalıkların tanımlanmasına
başlamasından hemen sonra embriyolarda yine Türkiye’de ilk
defa doku tiplemesi yani HLA-Genotiplemesi yapılmaya
başlandı. Organ ve hücre nakillerinde en büyük sorun, doku
uyumu olan (HLA uyumu) verici bulmak. Özellikle kemik iliği
ve kordan kanı nakilleriyle tekrar hayata bağlanabilecek bir
çok hasta halen uygun vericinin bulunmasını bekliyor ve bu
süreçte maalesef bir çok sorunla karşılaşıyor. Bu gibi
sorunlar ile karşılaşan ve çocukları
Akdeniz Anemisi, Hemofili,
Lösemi gibi uygun ve sağlıklı kemik iliği nakilleri ile
iyileşebilecek aileler merkezimize başvurmakta ve Tüp bebek-PGT
yöntemleri ile hem ailesel geçişli ve bir önceki
çocuklarında var olan genetik hastalığı olmayan, sağlıklı
hem de hasta kardeşi işe aynı doku tipine (HLA-uyumu) sahip
bebek sahibi olmak istemektedirler. Böylece doğan sağlıklı
kardeşten yapılacak kordon kanı veya kemik iliği nakli ile
hasta çocuklarda tam olarak tedavi imkanı sağlanmış
olmaktadır. Merkezimizde 2002 yılından bugüne başarı ile
uyguladığımız bu uygulama ile toplam 13 ailenin kemik
iliği nakli bekleyen hastalıklı çocukları, sağlıklı ve
doku uyumu olan kardeşten alınan kemik iliğinin veya kordan
kanının başarılı nakilleri ile sağlıklarına kavuşmuştur.
|
Merkezimizde PGT ile tanımlaması yapılabilengenetik
hastalıklar |
|
|
-
Incontinentia
Pigment
-
RhD sensitisation
-
Adrenoleukodystrophy
-
Osteogenesis
imperfekta
-
CDG1C
-
Skin fragility
-
Alfa-1-antitrypsin
Defficiency
-
Hypophosphatasia
-
Lesch Nyhan
Syndrome
-
Long-chain 3-hydroxyacyl-coa
Dehidrogenase Deficiency
-
Marfan Disease
-
Fragile X
-
Retinoblastoma
-
Gaucher Disease
-
Congenital adrenal
hyperplasia
-
Tuberosklerosis
-
Stickler Syndrome
Neurofibromatosis
-
Crouzon Syndrome
-
ZFX/ZFY
|
-
X-linked,
agammaglobulinemia
-
Spinal and Bulbar
muscular atrophy
-
FG Sydrome
-
DAZ deletion
-
Ataxia
Telangiectasia
-
Crouzon Syndrome
-
Familial
Amyloidotic Polineuropathy
-
Genodermatosis
(PKP1)
-
Charcot-Marie-Tooth
Type IA
-
Sitrullinemia
-
Holoprozencephaly (SSH
gen)
-
Kelley-Seegmil
Syndrome
-
X-linked epilepsy (paternal
side)
-
Mitochondrial
MELAS
-
Pelizaeus
Merzbacher
-
Junctional
epidermolisis bullosa
-
Hyperinsulinemic
hypoglysemia PHH1
-
Fabry’s Disease
-
Bloom Disease
-
Anemia
-
FAP-Gardner
-
CF+XL mental
retardation (X2)
-
Oro-facial-digital
syndrome type 1
|

HLA Tiplemesi
Talasemi Majör hastası olan ağabeyine
hayat verdi.
İlk kez ekibimiz tarafından Akdeniz
anemisi hastalığına sahip bir çocuğu olan ailede tüp bebek
yöntemiyle elde edilen embriyolardan hasta çocukla aynı doku tipi ile
uyumlu olan embriyolar seçilmiş ve gebelik ile ardından canlı sağlıklı doğum
elde edilmiştir. (2003) Bu doğumda elde ettiğimiz bebeğin kordon
kanındaki kök hücreler hasta kardeşine verilmiş ve hasta olan çocuğun tam
olarak tedavi olması ve sağlığına kavuşması sağlanmıştır.

Esra-Ahmet Gül çiftinin
Talasemi Majör hastalığına sahip ilk çocukları, merkezimizde
2003 yılında uyguladığımız ileri teknikler (HLA ve Mutasyon
analizi) ile sahip oldukları sağlıklı ve doku uyumlu
çocuktan alınan kemik iliğinin 2004 yılındaki nakli ile
sağlığına kavuşmuştur.
Sıla bebek ablasına hayat
verdi
İlk kez ekibimiz tarafından
Akut Mayöloid Lenfoma (AML)
hastalığına sahip
bir çocuğu olan ailede tüp bebek yöntemiyle elde
edilen embriyolara uygulanan PGT yöntemiyle hasta çocukla aynı doku tipi ile uyumlu olan
embriyolar seçilmiş ve gebelik ile ardından canlı sağlıklı
doğum elde edilmiştir. (2006)

Sinem – Nemci Solak çiftinin
Akut Mayöloid Lenfoma (AML) hastalığına sahip ilk çocukları,
merkezimizde 2006 yılında uyguladığımız ileri teknikler (HLA
ve Mutasyon analizi) ile sahip oldukları sağlıklı ve doku
uyumlu çocuktan alınan kemik iliğinin 2008 yılındaki nakli
ile sağlığına kavuşmuştur.
4 milyon erkek bebekten birinde görülen Wiskott-Aldrich
Sendromu, yeni gelen bebekle tedavi edildi.
Yine ilk kez ekibimiz tarafından Wiskott-Aldrich
Sendromu hastalığına sahip iki erkek çocuğu olan ailede tüp
bebek yöntemiyle elde edilen embriyolara uygulanan PGT
yöntemiyle
hasta çocukla aynı doku tipi ile uyumlu olan embriyolar
seçilmiş ve gebelik ile ardından canlı sağlıklı doğum elde
edilmiştir. (2003)

Ebru – Hasan Mut çiftinin
Wiskott Aldrich Sendromu hastalığına sahip iki çocukları,
merkezimizde 2003 yılında uyguladığımız ileri teknikler (HLA
ve Mutasyon analizi) ile sahip oldukları sağlıklı ve doku
uyumlu çocuktan alınan kemik iliğinin 2005 yılındaki nakli
ile sağlıklarına kavuşmuşlardır.
Nurhayat ağabeylerine
ikinci hayat ışığı oldu.
İlk kez ekibimiz
tarafından, Adrenolökodistrofi (ALD) hastalığına sahip iki
erkek çocuğu olan ailede tüp bebek yöntemiyle elde edilen
embriyolara uygulanan PGT yöntemiyle, hasta çocukla aynı
doku tipi sahip embriyolar seçilmiş ve sağlıklı
doğum elde edilmiştir. (2006)
.jpg)
Neriman
– Yıldıray Kethüda
çiftinin Adrenolökodistrofi (ALD)
hastalığına sahip iki erkek çocuklarından büyük olanı,
merkezimizde 2006 yılında uyguladığımız ileri teknikler (HLA
ve Mutasyon analizi) ile sahip oldukları sağlıklı ve doku
uyumlu çocuktan alınan kemik iliğinin 2008 yılındaki nakli
ile sağlığına kavuşmuştur. Küçük çocuk ise tüp bebek
tedavisi esnasında yurt dışında bulunan uygun kordon kanı
kök hücre nakliyle sağlığına kavuştu.
İlk Endometrial Ko-Kültür
Yönteminin Kullanılması
PGT uygulaması dışında
özellikle tekrarlayan IVF başarısızlığı ve kötü embriyo
gelişimi olan çiftlerimize başarılı şekilde uyguladığımız ve
yüksek gebelik oranları sağladığımız bir yöntemdir.
Kadınların tüp bebek tedavisine başlamadan önceki menstrual
sikluslarında rahimlerinden alınan dokudan çok özel ve
komplike teknikler uygulanarak rahim dokusunu oluşturan
stromal ve
glandular hücreler
elde edilmektedir. Elde edilen bu hücreler Tüp bebek
uygulamasında embriyoların kültüründe kullanılmaktadır, yani
embriyolar kadında bulunan rahim dokusunu taklit eden bir
kültür sistemi içinde büyütülmektedir. Bu hücrelerin ortama
salgıladıkları biyolojik faktörler hem embriyonun daha iyi
gelişmesini hem de rahime tutunma kapasitesini
arttırmaktadır.
Merkezimizde 2003 yılında uygulamaya başladığımız ilk ko-kültür
uygulamaları ile, ilk sağlıklı canlı doğum 2004 yılında elde
edilirken, şimdiye kadar 300’den fazla infertil çiftimize bu
yöntem ile bebek sahibi olma şansı sağladık.

İlk Kez İnsan Embriyonik Kök
Hücre Elde Edilmesi
İnsan embriyonik kök hücresi
tüm hücre tiplerine farklılaşabilen ve sınırsız bölünme
kabiliyeti olan çok özel hücrelerdir. Gelecekte, özellikle
hücresel terapilerde yani hücre nakillerine ihtiyaç duyulan
ve günümüzde bu nedenle halen tedavisi mümkün olmayan
birçok hastalığın tedavisi mümkün olacaktır. Başta
sinir hücrelerinde meydana gelen hasar ve yıkımlar ile
ortaya çıkan nörodejenaratif hastalıklar olmak üzere kalp ve
diyabet hastalıklarında da tedavi umudu olacaktır. Hücresel
tedaviler dışında insan embriyonik kök hücreleri ilaç
fonksiyon testlerinde ve bir çok hastalığın moleküler düzey
anlaşılmasında kullanılmaktadır.
Merkezimizin
Araştırma Geliştirme Laboratuarında 2003 yılında
başlattığımız çalışmalarımız ile Türkiye’de ilk defa insan
embriyonik kök hücre dizileri elde ettik ve bu hücrelerin
vücudumuzda bulunan 200 farklı hücre tipine
farklılaşabildiğini gösterdik.
1.gif) |
.gif) |
|
Atan kalp hücresi |
|
 |
 |
|
Sinir hücresine farklılaşma |
İnsan embriyonik kök
hücresi |
Erişkin Kök Hücrelerinden
Yetişkin Kök Hücrelerin Elde Edilmesi
Merkezimizin
Araştırma ve Geliştirme Laboratuarında gerçekleştirilen
insan embriyonik kök hücre çalışmalarına paralel olarak
yürütülen yetişkin kök hücre çalışmaları ile ilk defa 2005
yılında insan yağ dokusundan kıkırdak, sinir ve kemik
hücrelerine farklılaşabildikleri gösterdiğimiz yetişkin mezenkimal kök hücreleri elde ettik.
Benzer çalışmaları amniyon
sıvısı ve plasenta dokusunda da uygulandı ve her iki
kaynaktan da farklı hücrelere dönüşme kabiliyeti olan
yetişkin kök hücreler elde edildi. Bu hücrelerin yüksek
farklılaşma ve bölünme kabiliyeti olması ve doku uyumu
problemi olmaması yakın zamanda tedavisi halen mümkün
olmayan bir çok hastalığın tedavisini mümkün kılacaktır.

İlk Kez Preimplantasyon
Genetik Tanı (PGT) Yapılıp Dondurulmuş ve Çözülmüş Embriyo
Transferi İle Gebelik
Merkezimizde uyguladığımız
çok gelişmiş ve başarısı kanıtlanmış uygulamalar ile
hastalarımıza çok farklı seçenekler sunabilmekteyiz.
Bunlardan biri de preimplantasyon genetik tanı sonrası
transferi uygun olarak tanımlanmış embriyolardan transfer
sonrası kalanları ileri düzey dondurma yöntemi olan
vitrifikasyon yöntemi ile dondurmak ve hastamıza bir şans
daha sağlamaktır. Her iki yöntemin başarısı uygun ekipmanlar
ile ve her şeyden önce yeterli eğitime ve deneyime sahip
ellerce gerçekleştirilmesine bağlıdır. Merkezimizde bu iki
tekniğin kombine olarak uygulanması ile 2006 yılında PGT
uygulandıktan sonra vitrifikasyon yöntemi ile dondurulmuş
embriyoların çözülüp transferi ile yine aynı yıl ilk
sağlıklı doğumla neticelenen gebelik elde ettik.
İlk Vitrifikasyonla
Dondurma Tekniğinin Uygulaması
Merkezimizde, embriyo
transferi sonrası kalan sağlıklı embriyoların dondurulması
için, başarısı klinik deneyler ile ispatlanmış embriyo
vitrifikasyon, bir başka ifade ile “cam formasyonuna geçiş”
yöntemi kullanılmaktadır. Vitrifikasyon yönteminin en önemli
özelliği, embriyoların yüksek yoğunluktaki koruyucu madde
ile 3-4 dakika muamele edildikten sonra dakikada eksi
2000-20.000 santigrad derece soğutma hızı ile hasar görmeden
dondurulabilmesine imkan sağlamasıdır.Türkiye’de ilk
uygulamaları 2003 yılında merkezimizde başlanan
vitrifikasyon yöntemi ile şu ana kadar yaklaşık 250 çiftimiz
çocuk sahibi olmuştur. Merkezimizde başarıyla uyguladığımız
vitrifikasyon dondurma tekniği ile hastalarımıza çözme
denemelerinde yaklaşık %40-45’lık klinik gebelik şansı
verebilmekteyiz.
|
 |
 |
|
Vitrifikasyon öncesi tam blastosist görüntüsü |
Blastosist aşamasındaki embriyonun dondurma
esnasındaki görüntüsü:
Hücre içindeki sıvıyı kaybederek büzüşmeye
başlar |

|