Genetik

Preimplantasyon Genetik Tanı

Anasayfa / Preimplantasyon Genetik Tanı

PGT yöntemi dünyada ilk defa 1989 yılında İngiltere’de tek hücre PCR (polimeraz zincir reaksiyonu) tekniği kullanılarak kalıtsal bir hastalık için uygulanmış olup, ülkemizde PGT yöntemi ilk olarak 1997 yılında ileri anne yaşı ve tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan çiftlerde Dr. Kahraman ve arkadaşları tarafından uygulamaya konulmuştur. 2000 yılında Amerika’da geliştirilen embriyoda genetik tanı ve HLA tipleme çalışmaları ile PGT, salt bir tanı yöntemi olmakla kalmayıp, ailelerin sağlıklı bir bebek sahibi olmasını sağlarken hasta çocukların doğan kardeşlerinden alınan HLA uyumlu kök hücreler ile tedavi olabilmesini de mümkün kılmıştır. Kahraman ve ekibi, 2003 yılında embriyolarda tekgen hastalıklarının tanısı ve HLA doku tayininin ülkemizdeki ilk uygulayıcıları olmuştur.

 

Preimplantasyon Genetik Test (PGT)

IVF tedavisi gören çiftlerde sağlıklı embriyo ve sağlıklı bir gebelik elde etmek için embriyo transferinden önce yapılan genetik işlemlere Preimplantasyon genetik test denilmektedir. PGT işlemi başvuran çiftin özelliklerine göre 3 alt başlıkta özetlenebilir.

PGT-M (Preimplantasyon Genetik Test- Tekgen (Monogenik) hastalıklar) : Ailesel genetik geçiş gösteren tek gen ile aktarılan hastalığın bulunduğu çiftlerin embriyolarında PGT-M işlemi ile genetik hastalığa yol açan mutasyonu taşımayan sağlıklı embriyoların seçimi yapılabilir. Bu test işleminde ilk önce hastalığa sebep olan mutasyonu taşıyan gen bölgesinin detaylı haritası çıkartılarak, mutasyon bölgesi ve çevresi tanımlanır. Testin ilk basamağında IVF tedavisi ile elde edilen embriyolardan alınan biyopsi örneklerinin DNA çoğaltma işlemi gerçekleştirilir. Ardından mutasyon analizi ile mutasyonu içermeyen tek gen açısından sağlıklı embriyolar seçilir. Daha sonra sağlıklı embriyoların kromozom sayılarının tespiti için PGT-A işlemi gerçekleştirilebilir. Böylece hem tek gen açısından sağlıklı ve hem de kromozom sayısı açısından doğru sayıda kromozom taşıyan embriyolar seçilebilir. 

PGT-SR (Preimplantasyon Genetik Test- Structural Rearrangements (yapısal yeniden düzenlenmeler) : Ailelerde anne ve babalardan çocuklarına aktarılabilen kromozomların yapılarında görülen anormalliklere translokasyonlar denir. İki ya da daha fazla sayıda kromozomun parçalarının birbirleri ile yer değiştirmesi (resiprokal) ya da iki kromozomun uç uca eklenerek tek kromozom görünümünde (robertsonian) olduğu farklı iki çeşit translokasyon çeşidi bulunmaktadır. Dengeli olduğu durumlarda kromozom sayısı ya da yapısında herhangi bir fazlalık görülmez ve bu bireyler yaşamlarını sağlıklı şekilde sürdürebilmektedirler, ancak bebek sahibi olmak istedikleri zaman dengesiz translokasyon taşıyıcısı olan yumurta ya da sperm üretebilmektedirler. Sperm ya da yumurtadan bir tanesinde bu dengesiz translokasyon olması halinde oluşan embriyolar gebelik oluşturamayabilirler, eğer gebelik oluşur ise düşükle sonlanabilir ya da bebek canlı olarak dünyaya gelir. Dengesiz translokasyon’a sahip bir çocukta öğrenme yeteneğinin kaybolması, gelişme geriliği veya farklı çeşitlerde sağlık sorunları görülebilir. Bunların şiddeti kromozomun kaybolan bölgesinin büyüklüğüne ve yerine bağlıdır. Çünkü kromozomların bazı kısımları diğer kısımlarından daha önemlidir. Translokasyonun görüldüğü birbiri ile değiştiren kromozom parçalarının büyüklüğü ya da kromozomun üzerinde yerleştiği bölgeye bağlı olarak Floresan In Situ Hibridizasyon (FISH) analizi ya da Yeni Nesil Dizileme (NGS) ile analiz yapılabilir. FISH analizinde translokasyon bölgeleri incelendiği için ayrıca aynı embriyolarda NGS (24 çeşit, 46 kromozomun analizini yapmak için) analizi yapılabilmektedir.  

PGT-A (Preimplantasyon Genetik Test- Anöploidi) : Embriyonun doğru sayı ve dizilimde kromozom yapısına sahip olması, sağlıklı bebek gelişimi için esastır. Eğer embriyo eksik ya da fazla sayıda kromozom taşıyorsa sağlıksız bir embriyodur ve bu duruma anöploidi denilmektedir. Genetik durumu bilinmeden transfer edilen anöploid bir embriyo iyi ihtimal ile hiç gebelik oluşmayacaktır, daha kötü olan durum ise gebeliğin oluşup erken ya da ileri dönem düşük ile gebeliğin sonlanmasıdır. Ancak olabilecek en kötü senaryo ise fazla kromozom varlığı sebebi ile çeşitli sağlık sorunları olan bebeklerin dünyaya gelmesidir. Örneğin 21 numaralı kromozomdan 3 kopya taşıyan bireylerin down sendromlu olması gibi. Günümüzde şu an için en gelişmiş teknoloji olan yeni nesil dizileme (Next Generation Sequencing – NGS) ile embriyolarda 24 çeşit kromozom ve 46 kromozomun varlığı incelenebilmektedir. 

Kısırlık Tedavisine Yardımcı PGT Uygulamaları


Sayısal ve Yapısal Kromozom Bozuklukları

FISH tekniği

Anöplodi (sayısal kromozom bozuklukları) ve translokasyonların (yapısal kromozom bozuklukları) tayini için çoğunlukla FISH tekniği kullanılır. Bu teknik, biyopsi uygulanan hücrelerin cam lama fiksasyonu ile hücre çekirdeğinin eldesi, floresan işaretli prob uygulaması sonrası denatürasyon, hibridizasyon, hibridizasyon sonrası bağlanmayan probların uzaklaştırılması için yıkama, kontrast madde (counterstain) uygulaması ve analiz aşamalarından oluşur. Merkezimizde 8,13,14,15,16,17,19,18,20,21,22, X ve Y kromozomlarından oluşan ve spontan düşüklerde en sık rastlanan komozomal anomalilerin tespitine dayanan paneller kullanılmakta, bu panel ile de embriyolarda oluşabilecek, kromozomal anomalilerin büyük bir bölümü saptanabilmektedir.

Sınırlı sayıda kromozomun incelendiği FISH yöntemine alternatif olarak karşılaştırmalı genomik hibridizasyon (CGH, comparative genomic hybridization) yöntemi embriyolarda tüm kromozomların incelenmesini mümkün kılar. Ancak, tekniğin önemli bir dezavantajı vardır o da işlemin uzun sürmesi (yaklaşık 4-5 gün) sebebiyle embriyonun dondurulması zorunluluğunu getirmesidir. Eğer taze embriyo transferi yapılacaksa yalnızca maternal katkıları saptayabilen polar hücre biyopsisi sonrası yapılacak CGH uygulamaları tercih edilebilir.

Son yıllarda CGH ile aynı prensibe dayanan fakat array tabanlı bir sistem olan array-CGH yönteminin geliştirilmesi ile işlem süresi 48 saate kadar indirilmiş ve bir önceki yönteme göre çözünürlük de yükseltilmiştir. Tekniğin oldukça pahalı bir yöntem olması, optimizasyonunun zaman alması, sonuçların yorumlanması, analizdeki zorluklar, özel eğitimli personel ve uygun laboratuar altyapısı gerektirmesinden dolayı rutin kullanımı ile ilgili tecrübeler çok sınırlı kalmıştır. Bu nedenle FISH tekniği ile sayısal ve yapısal anomalilerin tespiti, halen en yaygın, ekonomik ve pratik bir yöntem olma avantajını korumaktadır.

Anöploidi taraması

PGT yöntemi günümüze kadar çoğunlukla gebelik kaybı ve kısırlığa sebep olan kromozomal bozuklukların ortaya konulması ve tüp bebek tedavisindeki başarı şansının arttırılması amacıyla kullanılmıştır. Embriyolarda anöploidi taraması, özellikle anne adayının yaşının ileri olduğu durumlar, tekrarlayan başarısız tüp bebek denemeleri, tekrarlayan düşükler ve şiddetli erkek faktörü gibi endikasyonları olan çiftlerde tedavideki başarıyı arttırmak ve gebelik kayıplarını azaltmak amacıyla kullanılan bir yöntemdir.

Tüm diploid insan hücreleri 22 otozom ve bir gonozomdan oluşan 23 çift kromozom içerir. Bu kromozom kuruluşundaki sayısal bozukluğa anöploidi, fazla (örneğin trizomi) veya eksik (monozomi) sayıda kromozom içeren hücreye anöploid hücre adı verilir.

   
Normal
 
Monozomi 21, Trizomi 22
 
Kompleks Anöploid
Şekil 5: Normal (A) ve Anormal (B, C) blastomer FISH görüntüleri: Analiz edilen kromozomlar; 13 (kırmızı), 16 (açık mavi), 18 (mavi), 21 (yeşil), 22 (sarı). “Normal” (A), “Monozomi 21, Trizomi 22” (B), ve “kompleks anöploid” (C) olarak değerlendirilen FISH görüntüleri. (Görüntüler İstanbul Memorial Hastanesi, Tüp Bebek ve Genetik Laboratuvarı’nda alınmıştır).

Hormonal, rahimsel ve immünolojik faktörler ekarte edildikten sonra iyi kalitede embriyo transferine rağmen 3 veya daha fazla denemede tekrarlayan implantasyon başarısızlıkları (TİB) olan çiftlerde yapılan PGT çalışmalarında embriyolarda oldukça yüksek oranda kromozomal bozukluk tespit edilmiştir. Bu bozuklukların önemli bir kısmını kompleks yani 3 veya daha fazla kromozomu içeren sayısal anomaliler oluşturmaktadır (Şekil 5C).

Merkezimizde 2000 yılından itibaren uygulanan PGT işlemi sayesinde aynı endikasyonu taşıyan ve PGT uygulanmayan hasta gruplarına göre daha yüksek oranında gebelik elde edilmiştir.

Translokasyon Taşıyıcılığı

Kromozomal translokasyonların yenidoğanlarda görülme sıklığı % 0,2 iken, bu oran tekrarlayan başarısız denemeleri olan çiftlerde % 2,5’a, tekrarlayan düşükleri olan çiftlerde ise % 9,2’ye kadar yükselmektedir.

Robertsonian translokasyonlar iki akrosentrik kromozomun (13,14,15,21,22) p kollarının birleşmesiyle oluşur (Şekil 6A). Dengeli resiprokal translokasyonlar ise homolog olmayan iki kromozom arasında parça kaybı olmaksızın kromozomların çoğunlukla uç bölgelerinin yer değiştirmesi şeklinde meydana gelir (şekil 6B).

Şekil 6: Robertsonian translokasyon taşıyıcısına ait bir karyotip görüntüsü: 45XY,der (13;14)(q10;q10)
(A). Resiprokal translokasyon taşıyıcısına ait karyotip görüntüsü: 46,XY, t(7;13)(q22;q12)
(B) (Görüntüler İstanbul Memorial Hastanesi, Tüp Bebek ve Genetik Laboratuvarında alınmıştır).
Şekil 7: PGT işlemi öncesi set up çalışmasına bir örnek. 1 ve 16 nolu kromozomlar arasında meydana gelen 46,XY,t(1;16)(q10;q10) translokasyonunda FISH ile kırık bölgelerinin doğrulanması. Kullanılan problar: CEP 1 (spectrum orange), CEP 16 (spectrum aqua), Tel 16p (spectrum green), Tel 16q (spectrum orange) (Vysis, Abbott) (A). Robertsonian 13;14 translokasyonu taşıyıcısına, ait spermlerde LSI 13 nolu kromozom (yeşil) ve Tel 14 nolu kromozom (kırmızı) problarıyla yapılan FISH çalışması görüntüsü: 45,XY,der(13;14)(q10;q10). Üstte normal veya dengeli bir sperm, altta ise dengesiz (nullizomi 14) sperm görülmektedir (B)(Görüntüler İstanbul Memorial Hastanesi, Tüp Bebek ve Genetik Laboratuvarında alınmıştır).

Translokasyon Taşıyıcılığında PGT Öncesi Ön Hazırlık Çalışmasının Önemi

Translokasyon taşıyıcıları için yapılacak PGT çalışmalarından önce bir hazırlık aşamasının (set-up, ön hazırlık) tamamlanması gerekir. Bu aşamada, sitogenetik analizle translokasyon taşıyıcılığı saptanmış çiftlerde, FISH analiziyle kırık noktalarının doğrulanması, PGT çalışmasında kullanılacak probları belirlemek açısından çok önemlidir (Şekil 7A). Bunun için eşlerden kan alınıp kromozmların incelenmesi ve FISH yöntemiyle kromozomlar üğzerindeki kırık noktalarının teyidinin yapılması gerekmektedir. Yine PGT işlemi öncesinde eğer çiftlerde baba adayı translokasyon taşıyıcısı ise, spermde yapılacak FISH analiziyle sperm hücrelerindeki normal veya dengeli/dengesiz gamet oranını saptamak mümkün olabilmektedir. Sperm FISH, özellikle resiprokal translokasyon taşıyıcılarının embriyolarında dengeli/dengesiz embriyo oranının tahmin edilmesinde ve tedavide yol gösterici olması bakımından oldukça faydalıdır (Şekil 7B).

Normal veya dengeli bir embriyonun bulunma şansının azlığına rağmen transfer ile sonuçlanan tedavilerde elde edilen gebelik oranları oldukça yüksektir. PGT, bu hasta grubunda gebelik oranını arttırmakta ve gebelik kayıplarını azaltmaktadır.

İstanbul Memorial Hastanesi Tüp Bebek ve Genetik Merkezinde Robertsonian veya Resiprokal translokasyon taşıyıcılığı nedeniyle PGT uygulanan olguların embriyolarında yüksek oranda anormallik tespit edilmiştir. Anormal embriyoların PGT yöntemi ile elenmesi ve normal veya dengeli olan embriyoların transferi ile oldukça yüksek gebelik oranları elde edilmiş ve bu hastaların tekralayan gebelik kayıpları yaşaması engellenmiştir.

Mikroarray Yöntemi

Array-Karşılaştırmalı Genomik Hibridizasyon (a-CGH), DNA miktarındaki değişiklikleri saptayan en yeni moleküler yöntemdir. Bu teknik ile embriyolardaki kromozomların tümü incelenebilir. Bu yöntem sayısal incelemenin yanı sıra kromozomların yapısal olarak da incelenmesini mümkün kılar. Böylece kromozomlar üzerindeki delesyon veya duplikasyonlar, translokasyon taşıyıcılığı nedeniyle kromozomların kollarında oluşan anormallikler saptanabilmektedir. İşlem süresinin kısa olması ve analiz sürecinin bilgisayar programları sayesinde daha otomatik bir şekilde yapılması sonucu kromozomlarla ilgili veriler 12-24 saat gibi kısa sürelerde elde edilebilmektedir. Bu sayede sonuçlar embriyoların dondurulmasına gerek kalmadan transfer gününden önce elde edilmektedir. a-CGH yöntemi doğru embriyo seçimi için en güvenilir yöntemdir bu sebeple İstanbul Memorial Hastanesi Tüp Bebek ve Genetik Laboratuvarı’nda a-CGH yöntemi kullanılmaktadır.(daha deteylı bilgi için tıklayınız)

Preimplantasyon Genetik Tanı – Tek gen hastalıklarında

Genetik bilimindeki son yıllardaki gelişmeler; tüp bebek yöntemiyle geliştirilen embriyolarda genetik incelemeler yapılmasına imkân tanımaktadır.  Gebelik öncesi genetik tanı adı da verilen bu işlem; yumurta ve sperm hücrelerinin laboratuvar ortamında döllenmesi sonucunda gelişen embriyolardan alınan hücre(lerde) gerçekleştirilmektedir. Alınan bu hücrelerde özel yöntemler kullanılmakta ve doğacak bebekteki sayısal ve yapısal kromozom bozuklukları ile tek gen hastalıklarının (Akdeniz anemisi, Orak hücreli anemisi, Kistik fibrozis gibi) tanısı yapılabilmektedir. Böylece sağlıklı embriyoların anne adayına transferi ile sağlıklı bebeklerin doğması sağlanmaktadır.

Dünyada ilk PGT bebeği 2000 yılının Ekim ayında Amerika Birleşik Devletlerinde dünyaya gelmiştir. Bu gebelikte PGT yöntemi kullanılarak, yaklaşık 15 embriyo arasından tek sağlıklı olanı seçilip transfer edilmiştir.

PGT-M’DE AMAÇ

Bireylerin; taşıdıkları kalıtsal hastalığı değişik oranlarda çocuklarına aktarma riskleri nedeniyle genetik hastalıkların bireylerde ve embriyolarda belirlenmesi çiftlerin sağlıklı çocuk sahibi olabilmesi için önemlidir. Günümüzde; farklı teknikler kullanılarak, birçok kalıtsal hastalığın tüp bebek aşamasında embriyolar ana rahmine konmadan önce tanımlanması mümkün hale gelmiştir. Preimplantasyon Genetik Tanının amacı;

  • Genetik hastalıkların gebelik öncesi dönemde yani henüz embriyo aşamasında tanımlanmasıdır.
  • İnfertilite problemi nedeni ile tüp bebek tekniklerinin uygulanacağı çiftlerde embriyolarda oluşması muhtemel genetik bozukların tanımlanması için kullanılmaktadır.

PGT-M HANGİ DURUMLARDA ÖNERİLMEKTEDİR

  • PGT, genetik bir hastalığı olan veya kalıtsal bir hastalık için taşıyıcılık saptanmış ve sağlıklı çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere önerilmektedir.
  • Özellikle, tek gen hastalıkları veya kromozom bozukluğu saptanmış çiftlerin çocuklarında hastalık riski yüksek olduğu için günümüzde sıkça uygulanmaktadır. 
  • Benzer olarak, ailesel kansere yatkınlık sendromlarına neden olan genetik değişikliklerin saptandığı çiftlerde de kullanılabilmektedir.
  • Ayrıca, kendilerinde bir genetik problem bulunmamasına rağmen infertilite nedeniyle tüp bebek  tekniklerinin uygulanacağı ailelerde de PGT önerilmektedir. Özellikle;  ileri anne yaşı (37 yaş ve üstü),  tekrarlayan gebelik kayıpları ve tekrarlayan tüp bebek denemelerinde başarısızlık bulunan çiftlerin  gebeliklerinde kromozom hastalıklarının görülme riski yüksek  olduğu için PGT uygulanmaktadır.

 

PGT-M SÜRECİ

Tek Gen Hastalıklarında Preimplantasyon Genetik Tanı

  • Bugüne kadar tek gen hastalıklarıyla ilişkilendirilmiş toplamda 000’in üzerinde (monojenik) mutasyon tanımlanmıştır.
  • Vücudumuzdaki tüm hücrelerin özel bir genetik şifre içerdiğini ve bu şifrenin her bireyde birbirinden farklı özellikler taşıdığını bilmekteyiz.
  • Hücrelerimizin tüm görevleri bu genetik şifreler doğrultusunda planlanmaktadır.
  • Genetik şifredeki küçük değişiklikler bazen telafisi olanaksız eksikliklere veya hasarlara yol açarak genetik hastalıkların oluşmasına sebep olmaktadır.
  • Son yıllara kadar bu tip hastalıkların tanısı sadece klinik olarak tanımlanabilmekteydi. Genetik bilimindeki gelişmeler ve genetik şifrelerin çözülmesine yönelik çalışmalar sayesinde bu hastalıkların tanısı gen düzeyinde konulabilmektedir.

PGT-M ile hangi tek gen hastalıklarına tanı koyulabilmektedir?

  • İstanbul Memorial Hastanesi Genetik Tanı Merkezinde mutasyonu belirlenen tüm genetik hastalıklar için Preimplantasyon Genetik Tanı uygulaması yapılabilmektedir. Bugüne kadar Memorial Hastanesi Tüp bebek merkezinde 441 ailede 630 PGT siklusunda 138 farklı tek gen hastalığı için PGT uygulanmıştır. Ayrıca 314 ailenin 628 siklusunda HLA tiplemesi yapılmıştır. Merkezimiz bu alanda farklı genetik hastalıklara uygulanan ve en çok sayıda yapılan PGT işlemleri açısından dünyanın en önde gelen merkezlerinden biridir.
  • PGT-M NE İÇİNDİR?
  • Belirli bir genetik hastalığa sahip bireylerin hamilelikten önce etkilenmiş bir çocuğa sahip olmamak için in vitro fertilizasyon (IVF) yoluyla oluşturulan embriyoların test edilmesini ve daha sonra etkilenmeyen embriyoların transfer edilmesini sağlayan bir tanı yöntemidir.

PGT-M KİMLERE YAPILIR?

  • Siz ve eşiniz aynı genetik hastalık (otozomal resesif) için taşıyıcılarısanız (örn. Kistik fibroz, Beta talasemi )
  • X'e bağlı bir hastalık taşıyıcısınız (örneğin, Duchenne Musküler Distrofisi, Frajil-X)
  • Siz veya eşinizden biri genetik (otozomal dominant) hastalığa sahipsiniz (örneğin Huntington hastalığı)
  • Siz veya eşiniz kalıtsal bir kanser sendromu ile ilişkili bir genetik değişime sahip iseniz (ör. BRCA1 & 2)
  • HLA doku uyumlu nakil ihtiyacı olan bir çocuğunuz var ise.

MERKEZİMİZDE ŞİMDİYE KADAR PGT YAPILAN HASTALIKLAR LİSTESİ

1

Adenomatozis Polipozis Koli

2

Mozaik Aneuploidi Sendromu 1

3

Adrenoleukodystrophy

4

Ailesel işitme kaybı

5

Akdeniz Ateşi

6

Akondroplazi

7

Alström Sendromu

8

Arc Sendromu

9

Argininosuccinate Lyase Eksikliği

10

Barter Sendromu

11

Batten Sendromu

12

Beta Talasemi / Orak Hücre Anemisi

13

Biotinidaz Eksikliği

14

BRCA-2 Ailesel Meme Kanseri

15

Charcot-Marie-Tooth Tip1

16

Citrullinemi

17

Cockayne Sendromu

18

Cowchock Sendromu

19

D-bifunctional Protein Deficiency

20

Dermatosparaxis Ehlers-Danlos Sendromu (dEDS)

21

Diamond Blackfan Anemisi

22

Dilate Kardiyomiyopati

23

Distal Renal Tubular Acidosis

24

Distrofik Displazia

25

Duchenne-Becher Müsküler Distrofi (DMD-BMD)

26

Epidermolizis Bülloza

27

Epidermolizis Bülloza Tip7

28

Facioscapulohumeral Müsküler Distrofi

29

Familial Eksudatif Vitroretinopati

30

Familial Hemophagocytic Lymphohistiocytosis

31

Familyal hipomagnezemi, hiperkalsiüri, nefrokalsinoz (FHHNC)

32

Fankoni Anemisi

33

Fenilketonüri Hastalığı

34

Fokal Segmental Glomerüloskleroz

35

Frajil-X

36

Fraser Sendromu

37

Galactosemia

38

Gaucher Hastalığı

39

Glikojen Depolama Hastalığı Tip 1(GSD I)

40

Glukoz-6-fosfat Hidrojenaz Eksikliği

41

Gm1 Gangliosidozis

42

Griselli Sendromu

43

Hemofagositik Lenfohistositoz Tip 3

44

Hemofili A

45

Hemofili B

46

Hereditary Multiple Exostoses

47

Hiper IgE Sendromu

48

Hiper IgM Sendromu

49

Hipofosfatazya

50

Hipomyelinizan Lökodistrofi

51

HLA

52

Huntington Hastalığı

53

Hidrosefali Tip 2

54

Hypohidrotic Ectodermal Dysplasia

55

Hypomyelination and Kongenital Katarakt

56

İlerleyici ailevi intrahepatik kolestaz (PFIC1/2)

57

İnfantil Serebellar Retina Dejenerasyonu

58

İnfantile Neuroaxonal Dystrophy (INAD)

59

IVIC Sendromu

60

Jeune Sendromu

61

Joubert Sendromu

62

Karnitin Açil Transferaz Eksikliği

63

Kistik Fibrozis

64

Koenzim Q Eksikliği

65

Kongenital Adrenal Hyperplasia

66

Kongenital Disorder of Glycosylation, Type Ij

67

Konjenital Faktör VII Eksikliği

68

Konjenital Glikosilasyon Tip 2B

69

Konjenital Müsküler Distrofi

70

Konjenital Sağırlık

71

Krabbe Hastalığı

72

Kseroderma Pigmentosum

73

Lafora Hastalığı

74

Leber Kongenital Amaurosiz

75

Lesch-Nyhan Sendromu

76

Li-Fraumeni Sendromu

77

Limb Girdle Musküler Distrofi

78

Akçaağaç Şurubu Hastalığı

79

Marfan Sendromu

80

Meckel Sendromu Tip 3

81

Metakromatik Lökodistrofi

82

Metilmalonik Asidemi

83

Miyotonik Distrofi

84

Molibden Kofaktör eksikliği

85

MPS Tip II/Hunter Sendromu

86

MTHFR Eksikliği

87

Mukolipidozis Tip 1

88

Mukolipidozis Tip 2 (I cell) Hastalığı

89

Mukopolisakkaridoz Tip VI (Maroteaux-Lamy)

90

Mukopolisakkaridoz Tip 3a

91

Mukopolisakkaridoz Tip 4a

92

Multiple Endokrin Neoplazi Tip1

93

Multiple Sulfataz Eksikliği

94

N-asetilglutamat sentetaz NAGS Eksikliği

95

Neiman Pick

96

Nemalin Myopati

97

Non-immun Hidrops Fetalis /Multiple Schwannoma

98

Nonketotik Hiperglisemi

99

Norrie Hastalığı

100

Nörofibromatozis Tip 1

101

Omenn Sendromu

102

Ornitin Transkarbamilaz Eksikliği

103

Osteogenezis İmperfekta Tip 1

104

Osteopetrozis

105

Osteoporozis Pseudoglomia

106

Pelizaeus Merzbacher Sendromu

107

Polikistik Böbrek Hastalığı 4 (PKD4)

108

Polikistik Böbrek Hastalığı Tip 1

109

Pompe Hastalığı (Glikojen Depo Hastalığı Tip II)

110

Pontocerebellar hipoplazisi, Tip 9

111

Pontoserebellar Hipoplazi Tip 1A

112

Propionik Asidemi (PCCA)

113

Purin Nukleosit Fosforilaz Eksikliği

114

Retinitis Pigmentosa / Stargart Sendromu

115

Retinoblastoma

116

Rett Sendromu

117

Rhizomelic Chrondroplasia Punctata

118

Sandoff Sendromu

119

Seckel Sendromu

120

Spastic Paraplegia

121

Spherocytosis Tip 1

122

Spinal Müsküler Atrofi (SMA)

123

Spinocerebellar Ataxia Type 2 (SCA2)

124

SRP Tip 6 (Kısa Kosta Polidaktili Sendromu Tip 6)

125

Stargard hastalığı (STGD)

126

Tay Sachs

127

Tirozinemi  Tip 1

128

TNF Receptor Associated Periodic Syndrome (TRAPS)

129

Torg Sendromu

130

Tüberoskleroz

131

Usher Sendromu

132

Vici Sendromu

133

Von Hippel Lindau Hastalığı

134

Von Willebrand Hastalığı (VWD)

135

Walker Warburg

136

Wanishing White Matter

137

Wilson Hastalığı

138

X-linked Agammaglobulinemia

139

Zelweger Sendromu


Tek Gen Hastalıklarında Türkiye’de ilk Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT-M) Uygulaması ve HLA Tiplemeleri

  • Türkiye’de ilk kez genetik geçişli hastalıklar için preimplantasyon genetik tanı uygulamaları ve HLA tiplemesi 2001 yılında merkezimizde uygulanmıştır. 
  • Merkezimizde kullanılan ileri tekniklerle sağlıklı ve aynı zamanda hasta kardeş ile doku uyumlu dünyaya gelen kardeşlerden bugüne kadar 68 çocuğa başarılı ilik nakli gerçekleştirilmiştir. İlik nakilleri, ülkemizin birçok saygın üniversite hastanesinde değerli pediatrik hematologlar tarafından başarı bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Hasta olan kardeşler bu yöntem yardımı ile sağlıklarına kavuşmuşlardır.
  • Dünyada ilk kez merkezimizde embriyolarda genetik tanı ve HLA tespiti yöntemiyle tanımlanan ve iyileştirilen hastalıklar bulunmaktadır.

 Merkezimizde şimdiye kadar embriyolarda HLA tiplemesi uygulanan hastalıkların listesi

Akut Lenfoid Lösemi  (ALL)

Akut Myeloid Lösemi (AML)

Kronik Myeloid Lösemi (KML)

Blackfan-Diamond anemi (DBA)

Aplastik Anemi

Burkitt's Lymphoma

Histiyositozis

JMML

Miyelodisplastik Sendrom (MDS)

Non-Hodgkin lenfoma (NHL)

Nöroblastoma

Beta Talasemi

Fanconi Anemisi

Wiskott-Aldrich sendromu (WAS )

Blackfan-Diamond anemi (DBA)

Alfa Mannosidoz

CD3 eksikliği

FERMT3 (Lökosit Adhezyon Eksikliği)

Glanzman Hastalığı

Hemofagositik Sendrom
(hemofagositik len- fohistiositoz, HLH)

Hiper İmmünglobulin M Sendromu

Hurler Sendromu

Konjenital nötropeni

K-ras

X'e bağlı Adrenolökodistrofi Hastalığı (X-ALD)

 

SAYFA BAŞINA DÖN